Korku tehlike yaratan veya yaratabilecek durum ve olgulara karşı kişinin beyninde oluşan bir tür alarm sistemidir.

Korku ve Alarm Sistemi
Korku ve Alarm Sistemi

Yani kısmen kişi için faydalı bir duygudur.

Kısmen diyorum zira “tehlike yaratan” durum ve olgular için bizi savunmaya veya önlem

almaya yönlendirmesi tabi ki faydalıdır.

Ancak bir de “tehlike yaratabilecek” durum ve olgular kısmı var ki bu noktada korkularımız genellikle bir illüzyondan, bir hayal gücünden öteye geçmez ve bizde gereksiz bir huzursuzluk

ve endişe hali yaratır.

Korku gelişmiş bir beyin yapısına sahip tüm canlılarda olan bir duygudur.

Ancak gerek hayvanlarda gerekse insanın ilk çocukluk yıllarında korkunun sadece “tehlike yaratan” durumlarda ortaya çıktığını görmekteyiz.

Tehlike yaratabilecek durumlara karşı korku duygusu, yani illüzyon kısmı oluşmamıştır.

Zaten hayal gücümüzün devreye girebilmesi için hatıra depomuzun oluşması gerekir ki bu da

ancak ileri yıllarda olmaktadır.

Korku ve Bilimsel Açıklaması

Korku aslında bizi uyaran bir duygudur.

Bu uyarı beynimizdeki amigdala bölümünün bazı kimyasallar salgılamasını sağlar.

Salgılanan bu kimyasallar bizi savunma veya kaçma hareketine yönlendirmektedir.

Bu gerçek ve faydalı bir korkudur ve kendimizi korumamızı sağlamaktadır.

Yaşadığımız, başımızdan geçen bu korkular kendi oluşum senaryolarıyla birlikte hafızamıza kaydolmaktadır.

İleride benzer bir olayın ortaya çıkmasının ilk işaretlerini aldığında da senaryonun sonunu

bildiği için derhal devreye girerek bizi oluşmakta olan tehlikeden korumaktadır.

Konuya daha iyi anlamamıza yardımcı olacağını düşündüğümüz önceki Beyin Temizliği Nedir? yazımızı da okumanızı öneririz.

 Faydası Kadar Zararı da Var

Korku iyi de Olabilir
Korku iyi de Olabilir

Buraya kadar korkunun faydalı kısmından söz ettik ve faydasını belirttik.

Ancak bu duygunun bir de hayatımızı zehir eden kısmı vardır.

Yaşadığımız tehlikeli, riskli olayın bir benzerini başka kişilerden dinlediğimiz, televizyon veya

gazete haberlerinde gördüğümüz zaman zihnimiz bu olayı da bizimkiyle aynı klasör içine kaydetmaktadir.

Çoğu zaman bu benzer olay bizimkinden çok daha kötü bir sonla bitmiş olabilmektedir.

Zihnimiz en kötü sonu olan senaryoyu seçip olayımızın sonuna ekleyecektir.

İşte şimdi illüzyonumuzun, hayal gücümüzün devreye girme zamanıdır.

Henüz hafızamızda bir kayıt yokken yaşamış olduğumuz ve bizi korkutan olayın ilk işaretlerini aldığımız anda bu sefer hafızamızdaki bu en kötü sonlanmaya sahip senaryo devreye girecektir. Beynimizin arka bölümünde bulunan kör noktamız “retiküler aktivasyon” fonksiyonumuz harekete geçecektir.

Bu bölümün hiç duyusu yoktur.

Aklımızdan geçenleri (mutlu, hüzünlü veya korkutucu düşünceleri) duyu gibi algılar ve olmuş kabul eder.

Yani oluşmakta olan tehlikeli durumun sonunda o en korkunç son olacakmış ve biz de bunu yaşayacakmışız gibi bir bilgilendirme yapmaktadır.

İşte bu noktada yaşayacağımız korku aslında yaşamakta olduğumuz tehlikenin çok daha üstünde

ve yaşam kalitemizi bozacak bir düzeyde olmaktadır.

Peki, ne yapalım da kurtulalım bu korkulardan?

Önceki Korkularımız başlıklı yazımızı da okumanızı öneririz.

Korkulardan Kurtulalım mı?

Hepsinden Kurtulalım mı
Hepsinden Kurtulalım mı

Bence en doğrusu hepsinden kurtulmayalım.

Başlangıçta da belirttiğim gibi hayal gücü katılmadan yaşanan korkular gerçekten bizim yaşam sigortamızdır ve bizi tehlikelerden koruyacaktır.

Yani onlar kalmalıdır.

Bizim kurtulmamız gereken korkular hayal gücümüzle güçlendirdiğimiz korkularımızdır. Bunlardan tam anlamıyla kurtulamayacak bile olsak en aza indirmemiz mümkündür.

Yapmamız gereken ilk hareket dış dünyadan duyma ve görme yoluyla aldığımız senaryoları dinlerken veya seyrederken yaşayan kişilerle kendimizi özdeşleştirmemeye çalışmaktır.

Senaryonun sonunda yaşanan felaketin içine zihnimizden kendimizi veya yakınlarımızı koymayalım lütfen.

İkinci önemli nokta gerçek bir etkene doğrudan dayanmayan, hayalimizde yaratılmış olan

ve literatürde “fobi” olarak vasıflandırılan korkularımızı çevremizle paylaşmayalım.

Bu tip korkular genellikle bizi dinlemekte olan kişinin zihnine çok kolaylıkla bulaşabilmekte ve

aynı senaryo kısa bir müddet sonra onun hafızasındaki yerini de alarak sizdeki aynı işlevi o kişide de göstermeye başlayacaktır.

Unutmayalım ki çevremizde kimin güçlü kimin zayıf bir içyapısı olduğunu bilmemiz imkansızdır.

Bu korkularınızı sadece destek almak istediğiniz uzmanla paylaşın lütfen.

Ve son olarak da en önemli tavsiyem “an” ı yaşamaya çalışın.

Yani hayal gücünüzü devreden çıkartmak için o an içinde yaşamakta olduğunuz reel dünyaya dönün.

Bunu yapabilmeniz için basit bir iki tavsiye vermek isterim;

Arabada gitmekte olduğunuz bir anda içinizden hayal gücü destekli bir korkunun yükseldiğini hissettiğinizde radyoda farklı bir kanal aramaya başlayın veya şarkı söyleyin veya korna çalın. Evdeyseniz televizyonu açın veya kendinize bir kahve yapın hatta kalkıp evinizin kapı zilini çalın.

İlk okuyuşta saçma gelen bu uygulamaların sizi nasıl hayal gücünüzün korku sarmalından çıkartıp gerçek dünyaya döndürdüğünü gördüğünüz zaman şaşıracaksınız.

Benzer içerikteki https://www.psikologofisi.com  web sayfasındaki yazıyı da okumanızı öneririz.

Hepinize tüm korkulardan arınmış günler diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close
KIRKINDAN SONRA © Copyright 2020. All rights reserved.
Close
× Bize yazabilirsiniz !