Tekirdağ Rakısı.

76

Tekirdağ Rakısı sırrını bilir misiniz?

Birden hocanın sorusunu duyunca herkes şaşırdı.

Üniversitede, üretim yönetimi dersindeydik.

Konu 6 Sigma.

6 Sigma.

Dersin ortasındayız ve hepimizin içi bayılmış.

Ama Tekirdağ rakısı lafını duyunca bir anda uyandık ve herkes Tekirdağ rakısı hakkında bilgisini konuşturmaya başladı.

Biri “Yaş üzüm” diye atıldı.

Kimi “Tekirdağ’ın havasından” dedi.

Öteki “artezyen suyundan” dedi.

Bense “Tekirdağ Rakısı” nedir bilmediğim için ağzımı bile açmadım.

En sonunda hoca herkesi susturup anlatmaya başladı:

Tekirdağ Rakısı Hikayesi.

Tekirdağ rakısı fabrikasına zamanında yeni bir müdür atanmış.

Tekirdağ’dan taşınan rakı Fabrikası.

Müdür daha fabrikaya gelmeden, ne kadar suratsız bir adam olduğuna dair söylentiler ulaşmış.

Herkes yeni müdürün ne kadar geçimsiz, ne kadar sinirli bir adam olduğunu konuşur olmuş.

Müdür gelince ilk iş, tüm yönetim takımını toplanmış fabrikayı gezmeye başlamış.

Müdür gezerken tek bir laf bile etmemiş. Ama asık olan suratı asıldıkça asılmış.

Böylece söylentilerin doğru olduğu anlaşılmış.

Yeni Müdürün İlk Fabrika Gezisi.

Gezinin sonunda yeni yetme bir mühendis:

-Beğendiniz mi efendim? diye sorma gafletinde bulunmuş.

Müdür önce sert bir bakış atıp

-Ben bu fabrikanın nesini beğeneyim? diyerek kükremiş.

Mühendis iki büklüm olmuş, sorduğuna soracağına pişman, sinmiş bir köşeye.

Müdür buna daha da sinirlenmiş.

Yanında artık varil mi, paket mi ne varsa tekme atıp devirmiş.

Herkes korkmuş şaşırmış, kimseden ses çıkmamış.

Neyse ki müdür yardımcıları aklıselim adamlarmış.

Ertesi gün kendi aralarında toplanıp“Fabrikayı nasıl düzeltiriz” diye plan yapmaya başlamışlar. Gördükleri her eksiği tamamlamışlar.

Birkaç ay içerisinde fabrika iki katı verimle şekilde çalışır hale getirmişler.

Fabrika Müdürünün İkinci Gezisi.

Sonunda müdürün yanına çıkıp “Gelin fabrikayı bir daha gezelim” demişler.

Bu sefer tüm birimler çok düzgün çalışıyor, hiç bir yerde sorun yok.

Herkes pür dikkat görev başında.

Ama yeni müdür rahat durmamış.

Paketleme yapılan alana gelince durmuş.

Paketlerden birini açıp, içinden bir Tekirdağ rakısı şişesi çıkarmış.

Kapağını açıp koklamış, koklayınca yüzünü ekşitip, rakıyı yere dökmeye başlamış.

Tüm amirler, ustabaşları, işçiler şok.

-Efendim neyi beğenmediniz? soracak olmuşlar.

-Bu rakının beğenilecek nesi var? kükremiş müdür.

Herkes sus pus.

Ertesi gün yine tüm fabrika panik.

Müdür yardımcıları yine toplanmış, çağırmışlar ustabaşlarını sormuşlar;

“Tekirdağ rakısı nasıl iyileştirilir?” diye.

Biri demiş “Şebeke suyu kullanmayalım. Kloru fazla.”

Öbürü demiş “Anasonu çok keskin.”

Bir başkası demiş “Yaş üzüm kullanalım.”

Aylar boyu uğraşıp rakıyı yenilemişler.

Fabrika Müdürünün Son Turu.

Yine müdürü alıp tekrar fabrikayı gezdirip yaptıkları yeniliklerden bahsetmişler.

Paketleme yapılan yere gelince durup, bir rakı açıp ikram etmişler.

Müdür durmuş.

Önce şişeyi alıp evirip çevirmiş.

Sonra sunulan bardağı alıp biraz içmiş.

Tabi o içerken herkes pür dikkat bakıyor, ne diyeceğini merak ediyormuş.

Sonunda yine yapacağını yapmış “Bu Tekirdağ rakısının nesi güzel?” diye bağırıp, elindeki şişeyi yere boşaltmaya başlamış.

Birden yaşlı bir ustabaşı dayanamayıp “Döktürmem ben sana rakımı” diye atlamış.

Müdürün elinden kapmış şişeyi.

Herkes şaşkın bakarken de ustabaşı, “Ne demek nesi güzel. Sen Tekirdağ rakısından anlamıyor musun?” diye bağırmış.

Etraftakiler bir yandan “Ne yapsak yaranamıyoruz” diye ustabaşına hak veriyorlar, öte yandan müdür kızacak diye korkuyorlarmış.

Müdür ustabaşına bakmış. Herkes bağırıp çağırmasını beklerken o sakin sakin

“Ben Tekirdağ rakısından anlamam.” demiş.

“Ben insandan anlarım. Yaptığınız işi o kadar kötüledim, şimdiye kadar içinizden biri çıkıp sahiplenmedi.

Demek ki aslında kimse ortaya çıkan işi savunacak kadar beğenmiyordu.

Ama şimdi bu şişeyi çocuğunmuş gibi sahiplendin.” demiş.’

Hoca hikayeyi anlatmayı bitirip durdu.

Sonrada şöyle bir öğüt verdi.

Bir gün bir fabrikanın başına geçecek olursanız, ürettiğiniz cansız nesneyi değil, onu üreten insanı yönetin.

Siz şişenin içindekinden hiç anlamayabilirsiniz.

Merak etmeyin onu üreten onu nasıl mükemmel yapacağını bilir.

İşte Tekirdağ Rakısı sırrı o şişeyi sahiplenip, içindekini efsane haline getirmesini bilenlerdedir.

Rakı Nasıl İçilmelidir? Rakı

1. Sarhoş olunmaz.

2. Masada konuşulan masada kalır. Kayıt, not tutulmaz.

3. Fotoğraf çekilmez. Dışarıdan çekene kızılmaz.

4. Telefonla konuşulmaz. Çalarsa açılır, “Rakı içiyorum” denir, kapatılır.

5. Memleketi herkes meşrebine göre kurtarır karışılmaz.

6. Meze tırtıklanır, karın doyurulmaz.

7. Hüzün de neşe de eksik olmaz.

8. Masada ağlanmaz.

9. Şarkı mırıldanırken el kol hareketleriyle desteklenmez.

10. Aynı anda konuşulmaz, söz kesilmez.

11.. Yüksek sesle konuşulmaz.

12. Biradan başka cila olmaz.

Konu ile ilgili Refik Kapandı yazımızı da okumanızı öneririz.

Bu meret öyle bir merettir ki,

acıyla içilir,

tatlıyla içilir,

neşeyle içilir,

ağlayarak içilir,

kavunla içilir

peynir ile içilir,

İkisi birlikte çok güzel içilir,

Yemekle içilir,

Mezeyle içilir,

Suyla içilir,

Susuz içilir

Sodayla içilir,

Şalgamla içilir.

Ama işte,

Bir tek salak ile içilmez!

Join the Conversation

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
KIRKINDAN SONRA © Copyright 2020. All rights reserved.
Close
× Bize yazabilirsiniz !