Gaslight Metodu

235
Yeni Yazı

Halklar mı delirir? Devletler mi delirtir? Jack her gece evdeki gaz lambasını bir önceki güne göre giderek daha fazla kısar. Karısı Bella ışığı onun kıstığını bilmez ve devamlı kocasına sorar:

Gaslight Metodu;

Halklar mı delirir?

Devletler mi delirtir?

Jack her gece evdeki gaz lambasını bir önceki güne göre giderek daha fazla kısar.

Her şeyden önce karısı Bella ışığı onun kıstığını bilmez ve devamlı kocasına sorar:

Ayrıca “Gaz lambası giderek daha mı az ışık veriyor?”

Fakat Jack ona sinirlenir

“Sana öyle geliyor” der.

Sonuç olarak Bella ne olduğunu anlayamaz.

Işığın her gün biraz daha azaldığından emindir.

Ama kocasının tepkisi yüzünden ışığın azalmadığına inanırlar.

Kendisinden şüphe duymaya başlar.

Bu şekilde karısını delirtmeye çalışan Jack’in uyguladığı bu yöntemi Gaslight isimli bir tiyatro oyununda izleriz. Oradan bir filme aktarılır.

Sonuç olarak nihayetinde, psikiyatride bir terime evrilmekte.

Gaslight metodu Tarifi

Gaslighting, ikili ilişkilerde bir tarafın diğer tarafa uyguladığı psikolojik şiddeti tarif eden bir terim.

Karşısındakini çeşitli hileli tavırlar ve ithamlarla güçsüz, muhtaç,

sorunlu ve hatalı olduğuna inandıran taraf, onu bu yöntemle yönetir,

özgüvenini zedeler ve kendine bağımlı hale getirir.

Aslen bir egemen ve mağdur ilişkisinin tanımıdır.

Kadın, erkek ilişkisinde sıkça rastlanmaktadır.

Devletler de halklara gaslighting uygular.

Otoritelerin hepsi, karşılarındaki bireyleri tek başlarına değersiz, hatalı, tehlikeli, günahkâr olduklarına ve başlarında güçlü bir kontrol mekanizması olmazsa felakete sürükleneceklerine inandırırlar.

Kendinden şüphe duyan insan, o yüzden devlete kayıtsız şartsız güvenir ve güçlü olmakla kötü olmak arasındaki ayrımı yapamaz hale gelir.

Mevcut devletten memnun olmadığı durumlarda bile bir benzerinin daha iyi olabileceğine ikna olur. O yüzden yıkar, yıkar ve yerine hep bir benzerini kurar.

İnsanlar devletsiz bir toplum hayal edemezler. Lidersiz bir hareket, babasız bir aile, kırbaçsız bir mutluluk… düşünemezler.

Otoritenin toplumda düzeni sağladığına,

dünyayı daha yaşanır kıldığına,

olmadığı takdirde büyük bir kaosun ortasında bir başına kalacağına kanarlar.

Böylece babadan devlete,

iktidarların baskıcılığını sorgulamaz,

saldırganlığından şüphelenmez,

ayrıca yargılama ve cezalandırma yöntemlerini eleştirmezler.

Şiddet.
Şiddet.
Şahıs yada Devlet

Devlet ya da baba şiddetiyle yüzleşmek bile onları uyandırmaz. Kitaplığımdan.

Işığı, otorite kısar onlar ışığın kısıldığını zannettiklerini sanırlar.

İnsanlar, iktidarların zulmünde bile suçu hep kendilerinde ararlar.

İkili ilişkilerden toplumsal ilişkilere kadar irili ufaklı iktidarların çeşitli manipülasyonlarına kolayca kurban giden insan aklı;

Her şeyden önce korkularla,

çaresizlikle donatıldığı,

sonuç olarak bireysel hapishanesinden kurtulmak için,

ya hırçınlaşıp büyük bir savaşı ölümüne göze alması gerektiğini,

ya da her şeyden vazgeçip erkenden kendi mezarına kendi kendine girmesi gerektiğini zannedecek kadar aklını kaybeder.

Oysa yapması gereken tek şey vardır.

Oturduğu yerden kalkması…

Gaz lambasının düğmesini yoklaması…

Gerçekten kısılmış mı,

yoksa tamamen açık mı bakması.

Hepsi bu kadar.

Her şeyden önce şiddete başvurmadan,

ayrıca büyük savaşlara girmeden,

dünyayı yakıp yıkmadan sadece sorunun merkezine odaklanıp,

sonuç olarak gerçeği görebileceği hamleyi yaparak,

kendi kaderini de,

ayrıca dünyanın kaderini de değiştirecek olan insandır.

Her seçim döneminde kendi iradesiyle seçtiğini zannettiği ama aslen ona dayatılan korkularının,

özgüvensizliğin rehberliğinde tercih ettiği iktidarların baskısı ve zulmü karşısında yaşadığı kısırdöngüden çıktığı gün gerçeği görecek.

Bu konu hakkında https://www.acarbaltas.com/ sitesini de takip etmenizi öneririz.

Sonuç olarak halklar delirmez, devletler delirtir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
KIRKINDAN SONRA © Copyright 2020. All rights reserved.
Close
× Bize yazabilirsiniz !