Öğretmenler Günü

198

Her şeyden önce öğretmenler günü Dünyada 5 Ekim günü kutlanmaktadır.

Ancak 5 Ekim 1966 da Paris’te gerçekleşen ‘’Öğretmenlerin statüsü Hükümetler arası Özel konferansı’’ sonrası UNESCO ve ILO tarafından  ‘’Öğretmenlerin Statüsü’’ oybirliği ile kabul edilmiştir.

Mesela bu günün dünyada Öğretmenler günü olarak kutlanması Unesco tarafından ülkelere tavsiye edilmiştir.

Ayrıca Birleşmiş Milletler yazımızı da okumanızı öneririz.

Her şeyden önce her ülkenin tatil günleri ve kültürleri göz önüne alınarak bazı ülkeler 5 Ekim dışında farklı günde kutlamalar yapılması kararı almışlardır.

Dünya Öğretmenler Günü
Dünya Öğretmenler Günü

Mesela bazı Arap ülkelerinde 5 Ekim yerine 28 Şubat’ da kutlanmaktadır.

Ancak Türkiye’de Öğretmenler Günü 24 Kasım’da kutlanmaktadır.

Bunun nedeni ise; Mustafa Kemal Atatürk, başöğretmenliği 24 Kasım 1928 yılında kabul etmiş olmasıdır.

Her şeyden önce Atatürk’ün ölüm yılı olan 1881 in 100. Yılı olan 1981 yılı 24 Kasım tarihinde Öğretmenler Günü ülkemizde kutlanmaya başlanmıştır.

Ayrıca Atatürk öğretmenlere ve eğitime çok değer vermiştir.

Bu sebeple de birçok söz söylemiştir.

Sonuç olarak bu sözlerinden birkaç tanesini sizlerle paylaşalım.

Atatürk’ün öğretmenler ile İlgili Bazı Sözleri
Baş Öğretmen
Baş Öğretmen

“Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.”

“Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder.”

“Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.”

“Memleket evlâdı, her öğrenim aşamasında ekonomik hayatta verimli, etkili ve başarılı olacak surette donatılmalıdır.”

“Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve saygıdeğer unsurlarıdır.”

“Yeni kuşak, en büyük cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır.”

Atatürk’ün Öğretmenler ile İlgili Anısı
24 Kasım Öğretmenler Günü
24 Kasım Öğretmenler Günü

Bir gün Atatürk’ün bir köye yolu düşmüştü.

Gittiği köylerde okulları ziyaret eden Atatürk, yine bir köyün ilkokulunu ziyaret etti.

Okul bahçesinde oynayan çocuklarla ilgilendi,

oyuna katılmayan bir öğrencinin sorunlarını dinledi.

Zil çaldı ve o da öğrenciler ile sınıfa girdi. 

Sınıfın genç öğretmeni Atatürk’ü öğretmen kürsüsüne davet etti.

Atatürk, arka sıralardan birine oturarak:

“Hayır, siz yerinizi alınız, dersinizi veriniz.

Sınıfında bir Öğretmen Cumhurbaşkanı’ndan daha büyüktür.” diyerek öğretmene verdiği önemi vurgulamış oldu.

Bir akşam Atatürk akşam sofrasında sık sık misafir ettiği Behçet Kemal’e dönerek;

“Sen çabuk şiir yazarsın, şu içerdeki odaya çekil, bende hangi nitelikleri görüyorsan hepsini anlatan bir şiir yaz” emrini verdi.

Behçet, hemen içeri odaya geçti ve yarım saat gibi kısa bir sürede büyük bir manzume ile Atatürk’ün yanına döndü.

“Oku bakalım” dedi.

Behçet, mısraları vurgu ve ses tonuna uygun bir şekilde okudu. 

Mısralar Atatürk’ün yiğitliği, zaferleri, devrimlerini anlatıyordu.

Fakat her zaman Behçet’e bol bol iltifat eden Atatürk, durakladı, yüzünde bir gölge dolaştığını hissettim.
“Behçet olmamış” dedi.

Ancak benim asıl bir niteliğim var ki onu hiç yazmamışsın.”

Sonuçta hepimiz bu söylediklerine şaşırmıştık.

Bu yazılmayan niteliği ne olabilirdi?

Ancak Atatürk, bizi fazla bekletmedi ve,

 “Benim asıl niteliğim, dedi, öğretmenliğimdir. Ben milletimin öğretmeniyim, bunu yazmamışsın.”

Bir öğretmen olarak ve öğretmenin misyonuna inanmış birisi olarak heyecandan ve gururdan ağlayasım geldi.

İmkân olsaydı ellerine kapanmak isterdim.

Öğretmene böyle bir yüce saygıyı, en yüce bir ağızdan işitiyordum.

Ord. Prof.Dr. Sadi IRMAK anısı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
KIRKINDAN SONRA © Copyright 2020. All rights reserved.
Close
×

Powered by WhatsApp Chat

× Bize yazabilirsiniz !