
Hikaye Anlatıcısı olmak İster misiniz?
Bugün sana, sadece markaları değil, aynı zamanda insan ilişkilerini de dönüştüren gizli bir güçten bahsedeceğim: Hikaye Anlatıcılığı.
İster bir ürün satıyor ol, ister deneyimlerini paylaşan bir blog yazarı ol, bir hikayeyi anlattığında insanlar seni dinler, sana bağlanır.
Çünkü insanlar ürünlere değil, hikayene bağlanır.
Pekiyi Nedir Bu Hikaye Anlatıcılığı?
Karmaşık tanımlara gerek yok.
Bir mesajı duygusal, anlamlı ve etkileyici bir yolla sunma sanatıdır.
Markanı ya da sunduğun herhangi bir içeriği daha akılda kalıcı hale getirmek istiyorsan,
düz bilgi sunmak yerine bu yolla anlatmayı dene.
Neden Bu Kadar Önemli?
- İnsan beyni onu istatistiklerden daha iyi hatırlar.
- Anlatılanla duygusal bağ kurar, bu da sadakati artırır.
- İyi kurgulanmış olanları, içeriklerinin paylaşıla bilirliğini yükseltir.
Peki siz de bunu öğrenmek ister misiniz?
Mesela bu konudaki iyi örnekleri inceleyerek başlayabilirsiniz.

Arapça kökenli hikaye kelimesinin eş anlamlısı olarak kullanılan “öykü” sözcüğü Türkçedir.
Her şeyden önce bu kelime Türkçeye Arapçadan geçmiştir.
Türetildiği fiil kökü “hakeve”, “taklit etmek, bir metnin kopyasını çıkarmak” tır.
Aynı kökten “heka” ise “benzemek, aynen nakletmek” anlamlarına gelmektedir.
Bu nedenle de gerçekte olabilme olasılığı olan anlatılardır.
Ama romanlarla kıyaslandığında ise hikaye daha kısadır.
Nasıl Kullanılır?
1. Okuyucunu Tanı
Her şeyden önce kime yazıyorsun?
Emeklilik sonrası yeni bir hayat kurmaya çalışan biri mi, ikinci baharını yaşayan bir anneye mi?
2. Samimi Ol
Öncelikle kendi hikayeni anlat.
Zorlukları, kırılma anlarını ve yaşadığın dönüşümü paylaş.
“Ben de bir sabah aynaya bakıp ‘Ben kimim artık?’ dedim…” gibi.
3. Bir Sorunu Göster, Bir Çözüm Sun
Öncelikle kahraman sen olabilirsin.
Belki de ilham verecek bir yolculuk sunuyorumdur.
Bazı Çeşitleri

Öncelikle olay hikayesi; Bir olay merkezinde gelişen ve sonuçlanan hikayelerdir.
Bu tür metinlerde merak unsuru ön plandadır.
Bu konuda önceki <strong>Bir Yunus Hikayesi</strong> ve Yaşlı Kadının Hikayesi yazılarımızı okumanızı öneririz.
Bu türün en önemli örneklerini Fransız yazar Maupassant vermiştir.
Bu yüzden olay hikayesi, Maupassant tarzı olarak da adlandırılmaktadır.
Ama bir diğeri ise durum hikayesidir.
Bu tür ise olay anlatımına dayanmayan, kişilerin veya hayatın bir kesitinin ele alındığı türdür.
Bu türde merak duygusu geri plana itilir ve bir durum veya kişi öne çıkartılır.
Mesela durum hikayesinin en önemli örnekleri, Rus yazar Anton Çehov tarafından verilmiştir.
Bu nedenle de Çehov tarzı da denmektedir.
Türk edebiyatında olay hikayesinin temsilcisi Ömer Seyfettin, durum hikayesinin temsilcisi ise Memduh Şevket Esendal’dır.
Konu hakkında daha geniş bilgi için de https://tr.wikipedia.org web adresindeki ilgili yazıyı okumanızı öneririz.
Bir Örnek
Dördüncü Osmanlı padişahı olan Yıldırım Bayezid ara ara köyleri dolaşarak halkla bütünleşmeye çalışmaktaydı.
Bu köy ziyaretlerinden birisinde yaşlı köylünün birisi evinin bahçesinde küçük fidanlar ekmekteydi.

Padişah köylüye yaklaşarak şaka yaparaktan sordu;
Baba bu fidanlar ne zaman büyüyüp de meyve verecekler?
Bu meyvelerden yemek sana nasip olacak mı dersin?
Köylü başını işinden kaldırarak;
Hiç sanmıyorum diye cevap verdi.
Padişah; Öyle ise niye kendini yorup bunları ekiyorsun ki?
Neticede biz atalarımızın diktiği ağaçların yemişlerinden yemiyor muyuz diye cevap verdi.
Torunlarımız da bizim diktiğimiz ağaçların yemişlerinden yesinler dedi.
Bu cevap padişahın çok hoşuna gitmiştir. Aferin der köylüye.
Onun padişahlık döneminde ne zaman birisine aferin derse bin altın vermek onun şanındandı.
Bundan dolayı da heyetindeki kişilerden birisi bu köylüye çıkarıp bin altın vermiştir.
Köylü bu bin altını alınca da padişaha dönüp, bak sultanım bizim fidanlar şimdiden meyve vermeye başladı bile demiştir.
Ama köylünün bu cevabı padişahın daha da hoşuna gitmiştir.
Köylünün sırtını sıvazlayaraktan aferin baba, aferin demiştir.
Sonuçta köylü padişahın bu sözünden sonra yine bin altınını kazanmıştır.
Gerçek Hayattan Küçük Bir Örnek Daha
“Emekli olduktan sonra hayatımın yavaşlayacağını sanmıştım.
Oysa daha çok koşmam gerekiyordu.
Ta ki kendime zaman ayırmayı, anlatmayı ve paylaşmayı öğrenene kadar…
Şimdi, her sabah blogumla yeni bir hayata uyanıyorum.”
Bu sadece bir hikaye değil.
Bu, binlerce emekli insanın kendinden bir parça bulabileceği bir aynadır.
Unutma:
İnsanlar bilgiye ulaşmak için Google’a gider,
ama anlam bulmak için hikayelere döner.






