Halep, İstanbul, Karai

109

Halep, İstanbul, Karai başlığını gördüğünüzde ne düşündünüz, Merak uyandırabildik mi?

Halep

Her şeyden önce şehirleri şehir yapanın; Mesela binalar, anıtlar, yollar, denizler olduğunu zannederiz.

Oysa ki, şehirleri şehir yapanlar, insanlardır.

Tıpkı zamanın bir ruhu olduğu gibi, şehirlerin de bir ruhu,bir karakteri vardır. 

Halep
Halep Şehri

Mesela tarihçi Philip Mansel der ki, son yaşayan Osmanlı şehri, Halep’tir.

Her şeyden önce Halep’ti, demek daha doğru olur sanırım.

Son kez, 2010 yılında, savaş öncesi gittiğim Halep, rengarenkti.

Mesela Türkler, Ermeniler, Araplar, Yahudiler, Dürziler, Maruniler, Suryaniler, Nusayriler. Müthiş bir harmoni ve iç içe yaşam vardı.

Mesela gerçek Osmanlı’yı tüm duygularınız ile hissedebiliyordunuz.

Sonra… Mesela sonrası, neden olduğu bilinmeyen bir savaş neticesinde, son Osmanlı şehri, Halep yok oldu.

Sonuç olarak binaları yeniden yapsan da, onarsan da, o ruh, bir daha gelmemek üzere yok oldu.

İstanbul

Halep’ten Istanbul’a dönecek olursak, şehir tam bir hoytarlık ile tüm değerlerini, tüm renklerini uzun zaman önce yitirdi.

Dikilen gökdelenleri, açılan yolları, “şehirleşme” zannediyoruz.

Ruhu olmayan, sesi olmayan binalar yaparak gelişeceğimizi zannediyoruz.

İstanbul
İstanbul Şehri

İnsan nerede?

Istanbul’u İstanbul yapan, insanlar neredeler?

Ne oldu da; bilgisiz, görgüsüz, tamamen ranta odaklanmış bir kitlenin eline geçti Istanbul?

Karaköy, sadece İstanbul’da bir semt adı mıdır?

Tanınmış Türk romancısı; ki 150 liklere de girmiştir; Refik Haid Karay’ın soyadı nereden gelir?

İstanbul’un en eski yerleşik cemaatlerinden birisi olan Karai’ler kimlerdir?

Karai – Karaimler

Istanbul’da Bizans’ın ilk yıllarından itibaren Karaim’lerin varlığı bilinmektedir.

Ticaret kolonisi Galata’da olduğu için, Karai’lerde Karaköy’e yerleşiyorlar.

Tabi gerçek adı ile, KARAİKÖY. Peki diğer Yahudi cemaatlerden farkları ne?

Karaiköy,Karaköy
Karaiköy, Karaköy

Talmud’u, yani reformist Yahudiliği reddediyorlar.

Sadece Tevrat (Tora) a inanıyorlar.

Bilinen en eski kökenleri, Babil’e yani günümüz Irağ’ına dayanıyor.

Ama Istanbul’a en büyük göçleri, 15 YY.da, Kırım üzerinden oluyor.

Fatih Sultan Mehmet, Kırım-Kefe’yi (bugünkü adıyla Feodasiya) alınca, Ceneviz, Rum, Ermeni’lerle beraber Karaim’leri de,kadim şehrine getiriyor.

Ancak bu Karaim’lerin, kökeni de hayli tartışmalı.

İlk olarak Avusturya’lı diplomat Baron Kutschera, Kırım dahil tüm Doğu Avrupa Yahudilerinin kökenini Hazar Türkü olduğunu,1910 da yayınlıyor.

Arkasından Toynbee – Arthur Koestler – Poliak’ta bu görüşü desteklerler.

Hazar Türkleri konusuna girersek çıkamayız. Burada keselim.

Geçmişte, Karai Yahudiler ile Rabanit Yahudiler, hiçbir zaman birlikte olamamışlar.

Mezarlıkları bile ayrıymış.

Şimdi, Karai’lerin çok azalması nedeni ile birleşme olmuş.

İstanbul’da kalan Karai sayısı, 60-70 kişiye inmiş.

Kendileri ile birlikte, bir kültür bitiyor.

İstanbul’un renkleri birer birer soluyor.

Belki de gelişimin kaçınılmaz sonucu bu.

Ama ben buna gelişim diyemiyorum.

İstanbul, tüm renkleri ile güzel. Tüm insanları ile güzel.

https://www.skylife.com/tr/2018-11/karakoy-de-kucuk-bir-gezinti

YAŞAYAN BİR ŞEHİR OLARAK devam edebilmesi için, sadece havaya, suya, binalara, köprülere ihtiyacımız yok, insanına, tüm insanlarına ihtiyaç var.

Yoksa, İstanbul’u tamamen kaybedeceğiz.

Dilimize Yerleşmiş İstanbul Deyimleri yazımızı da okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
KIRKINDAN SONRA © Copyright 2020. All rights reserved.
Close
× Bize yazabilirsiniz !