Emeklilik sistemi sürdürülebilir mi sorusunun üzerinde uzun zamandır düşünmekteyim.
Her şeyden önce de bu blog sayfasını kurma fikrim de buradan yola çıkarak oluşmuştur.
Ancak bu konuya girmeden önce bazı kavramları tanımlamakta fayda olduğunu düşünmekteyim.
Emeklilik Sistemi ve Sistem Tanımı
Sistem kavramı; Genel olarak düzenli bir biçimde birbirini etkileyen ve birbirine bağlı
birimlerden, değişik bölümlerden oluşan ve genel bir plana göre kurulan, belirli bir sonuca
ulaşmak için amaca yönelmiş bir bütündür. https://tr.wikipedia.org
Sistemler, parçalardan oluşan dizinin, bütünün genel amacına doğru birlik halinde çalışması ile ortaya çıkan yapılardır.
Bu tanımdan yola çıkarak da sosyal güvenlik içerisinde bir sistemin parçası olaraktan
emeklilik sistemi sürdürülebilir mi diyerekten konuyu incelemeye başlayalım mı?
Son yıllarda yaptığım okumalar ve dünyanın farklı ülkelerindeki emeklilik sistemleri
hakkındaki incelemelerimden edindiğim özet bilgi beni bu düşünceye itmektedir.
Buradan yola çıkaraktan da Emeklilik Yaşı , Adım Adım Emeklilik, Emeklilik İçin Bilmeniz Gerekenler gibi konularda yazılar yazdım.
Uzun süredir 1999 yılı kuralları ile çalışmaya başlayarak işe girenlerin çalışma gün sayıları
tutsa dahi sonradan yapılan bazı düzenlemeler ile emekli olamadıklarını bunun nedeninin
de yaşlarının tutmamasıydı.
Buna dair yapılan düzenleme ile de emeklilik sistemde yapılan düzenleme sonucunda
EYT’ li dediğimiz bu kişilerin 1999 yılı şartları göz önüne alınarak emekli olmaları sağlanmıştır.
Ama sosyal güvenlik kurumunca yapılan açıklamaya istinaden de bu durumda olan yaklaşık 2.500.000 kişi emekli olma hakkını kazanacaktır.
Mevcut durumda her yıl yaklaşık 450.000 kişinin emeklilik hakkı kazandığı göz önünde bulundurulduğunda yaklaşık yıllık emekli sayısının beş katı kadar kişi hemen bu
haktan yararlanacaktır.
Ayrıca şu an için 14 Milyon emekli dul ve yetim maaşı ödemesi yapıldığını düşündüğümüzde,
bu rakamla birlikte toplam bu sayı 17 milyonu bulmaktadır.
Ancak şu an çalışarak sosyal güvenlik kurumuna prim ödeyen sayısı Ekim 2022 sonu itibari ile de 31 Milyon 595 bin kişidir.
Buna göre de emekli kişilerin maaşını karşılama oranı yaklaşık 1,9 olmaktadır ve bu rakam oldukça düşüktür.
Yeni Bir Sistem Gerekli
Ancak dünya nüfusunun yaşlandığını ve ortalama yaşam süresinin uzadığını düşündüğümüzde ise;
Bu sistem sürdürülebilir mi sorusu aklımıza gelmektedir.
Dünyada en fazla yaşlı nüfusa sahip ülkelerinden Japonya’da ve bazı Kuzey Avrupa ülkelerinde yaşlılık kavramının ve yaşının değiştiğini görmekteyiz.
Gerontoloji biliminin yükselişi de yaşlı nüfusun ihtiyaç ve gereksinimlerinin tespiti ve çözüm
önerileri bulunması açısından da çok önemli olduğunun altını çizmemiz gerekir.
Bu konudaki Gerontoloji ve Erken Borçlanın yazılarımızı da okumanızı öneririm.
Aynı zamanda yaşlı kişilerin çalışmalarının yanında farklı uğraşının olması, yaştaşları ile bir
arada vakit geçirebilecekleri, sosyalleşebilecekleri alanların da yaratılması gerekliliği ile birlikte
bazı dönüşümlere ihtiyaç duymaktayız.
Bununla birlikte ülkemizde de emeklilik yaşı ile çalışma sürelerinin uzadığını da görmekteyiz.
Bu mevcut sistemde bunun kaçınılmaz olduğuna hiç şüphe yoktur.
Sosyal güvenlik sistemi olarak hem emeklilik sistemi hem de sosyal yardım ve hastane
giderlerinin de içerisinde barındıran bu sisteme yeni bir şekil verilmesi gerekmektedir.
Fakat bunun nasıl yapılması gerekeceği konusunu da hep birlikte tartışarak ve toplum mutabakatı ile bulmamız gerekmektedir.
Sonuç olarak da çalışanların bir an önce emeklilik hakkı kazanma arzusunun altında yatan
ana nedenin de işlerinde mutlu olamamalarından kaynaklandığı gerçeği de unutulmamalıdır.