İklim Krizi

55

İklim krizi ile ilgili hepimiz çok önem vermeli ve önceliğimiz olmalıdır.

İklim değişikliği ile baş gösteren bazı doğa olaylarını gözlemleyerek farkında olduğumuz olay ilk çevremizdeki bazı değişiklikler, atmosferik olaylar ile baş göstermiştir.

Atmosferimiz bir sera gibi üstümüzü örtmektedir.

Oksijenimizi ayarlayarak salınmakta olan karbon ile oksijen dengesini korumaktadır.

İklim Krizi ve Atmosferimiz.
İklim Krizi ve Atmosferimiz

Oturup bir düşünün; ömrünüz boyunca iklim ve hava olayları ile ilgili olarak ne gibi haberler okuyup duydunuz ve yaşamınızın ilk günlerine göre iklim ve çevrenizde neler değişti?

Yediğiniz gıdalarda nasıl değişimler gözlemliyorsunuz? Eski tatları yok dediğinizi duyar gibi oluyorum.

Çöpleriniz, plastik poşet ve plastik materyal atıklarınız eskisine göre artış göstermedi mi?

Okyanuslardaki plastik atıklardan yeni bir kıta oluştuğunu, artık bu kirliliği ne deniz canlılarının ne de doğanın kaldıramayacağını düşünmüyor musunuz?

Tüm bunların daha iyi olması için ne yapıyorsunuz?

Sen de bu konudaki duyarlılığını göster ve bu olayın takipçisi ol.

Bunun için de sivil toplum kuruluşu olan https://www.greenpeace.org/turkey/ için bağışta bulun, görev alıp çalış.

Çocuklarınızın, torunlarınızın geleceğini düşünmelisiniz.

Sonuç olarak başka bir dünya şimdilik yok.

en azından bizlerin döneminde olmayacak.

Ancak iklim ve çevrenin olumsuz etkisini azaltmak için;

ilk önce bireysel davranışlarımızı kontrol ederek iyileştirmemiz gerekiyor.

İklim Krizi ve Ormanlar.
İklim Krizi ve Ormanlar

İklim krizine neden olan değişikliğin ana sebebi;

Her şeyden önce dünyadaki ormansızlaşmadır.

Sonuç olarak yakıyoruz, kesiyoruz yok ediyoruz bu ormanlarımızı.

İkinci etken ise katı yakıt kullanımımız.

Sonuç olarak uçaklarda, araçlarımızda, enerji üretiminde kullandığımız yakıt tipine dikkat etmeliyiz.

İklim Krizi ve Kyoto Protokolü.

Kyoto Protokolü
Kyoto Protokolü

Kyoto Protokolü, sera etkisi yaratan gazların salımı (emisyon) kısmak üzere sanayileşmiş ülkelere çeşitli hedefler belirleyen BM nezdinde bir uluslararası anlaşmadır.

1997 yılında bu protokol imzalanmış olsa da bazı ülkeler imzalamamıştır.

Sonrasında hedef tutturmak için çaba sarf etmemişlerdir.

Protokol, ABD ve Rusya’nın destek vermemesi veya çekimser durmaları ile iyi bir başlangıç yapmamıştır.

Yeni ve güzel bir gelişme haberi ABD den geldi. https://t24.com.tr/

Sonrasında her iki ülkenin de konunun ciddiyetinin farkına vararak protokole katılımları ile olumlu yönde ilerlemeye başlanmıştır.

Her şeyden önce protokole imza atan her ülke, kendi özgün hedefini tutturmaya söz veriyor. 

Ayrıca Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden mevcut salım oranlarını yüzde 8,

Ancak Japonya’dan da yüzde 5 oranında azaltması beklenmektedir.

Sonuç olarak günümüz itibari ile 191 ülke bu protokole uyacağına dair imza atmıştır.

Kyoto protokolüne uyulması durumunda;

  • CO2 emisyonunda %6 azalım,
  • Kömür kullanımında %18 ile %77 arasında azalım,
  • Petrolde de %2 ile %13 arası azalım demek.
  • Bunlar elektir üretimini ve doğal olarak da ulaşımı etkileyecektir.
  • Enerji tüketicilerinin 2010 da %2 ile %12 arasında daha fazla doğal gaz, %2 ile %16 arasında daha fazla yenilenebilir enerji kullanmaları gerekecektir
  • 2010 yılında tüm bunlara ulaşabilmek için de enerji maliyetleri tahmin edilenden %17 ile %83 daha fazla olacaktır.

Bu maddelere baktığımızda geçen 10 yılda yaşadıklarımızın nedenlerini görebiliyormusunuz?

Paris İklim Anlaşması.

İklim Krizi ve Paris Anlaşması
İklim Krizi ve Paris Anlaşması

BM çerçeve iklim sözleşmesi 195 ülke tarafın Aralık 2015 de imzaya açılmıştır.

Bu anlaşma ile sera gazı emisyonlarının tavan yaptığına ve yüzyılın ikinci yarsında iklim sorununun çözülmesi gerektiğini dikkat çekerek, mümkün olan en kısa sürede uygulanması gereken küresel bir eylem planı ortaya koymaktadır.

Anlaşma’nın temel özellikleri:

Küresel ısınmayı sanayi devrimi öncesine göre 2°C’nin oldukça altında tutan ve hatta 1.5°C ile sınırlamayı amaçlayan uzun vadeli bir hedefi vardır.

Sonuç olarak anlaşma, tüm paydaşlara,

yatırımcılara, işletmelere,

sivil toplum örgütlerine ve politika yapıcılara

temiz enerjiye küresel olarak geçişin vazgeçilmez olduğuna ilişkin açık bir mesaj yollamaktadır.

Anlaşmanın Kapsamı:

  • Uzun dönemde, küresel sıcaklık artışının sanayileşme öncesi döneme göre 2 derecenin altında kalmasını sağlaması.
  • Sera gazı salımı küresel seviyede azalma eğilimine geçirilmesi.
  • Anlaşma yürürlüğe girdiğinden itibaren bilimin elverdiği her türlü olanağını kullanarak sera gazı salımı azaltacak ve önlemin kısa sürede devreye alınması.
  • Anlaşmayı imzalayan ülkelerin geri çekilmeleri durumunda bir cezaya çarptırılmıyor olmaları.

Bu anlaşma ve protokollere uyulmaması; Hızlı iklim değişikliği demek, canlılar açısından büyük risk demektir.

Şuandaki durum sürdürülebilir değildir.

Devam ederse 2100 yılı itibariyle deniz seviyelerinde 15-95 cm artış olması beklenmektedir. (Bazı bölgelerde deniz suyunun yükseldiği haberleri veriliyor)

Sonuç olarak bu durum da sellerin meydana gelmesi,

ormanlar, çöller ya da diğer ekosistem daha nemli,

kuru, sıcak ya da soğuk hale gelerek dengesi bozulacaktır.

Sonuç olarak;
İklim Krizinin Sonuçları
İklim Krizinin Sonuçları

İklim krizi ile çok şey yok olur.

Ayrıca insan türü tükenecektir.

Ancak son gelişmeler için https://www.bbc.com/ den okuyabilirsiniz.

Bazı bölgelerde yiyecek kıtlığı ve açlık olur.

Ayrıca bugün başladığı gibi su kaynakları etkilenecektir.

Bu konuyla ilgili Su, Çevre ve Kuraklık yazımızı da okumanızı öneririz.

Deniz seviyelerinin artması,

bazı bölgelerde sıklıkla ve yoğunlukla olabilecek aşırı hava olaylarıyla

sonuç olarak fiziksel altyapılara zarar verecektir.

Kısacası, ekonomik aktiviteler ve insan yerleşimleri iklim değişikliklerinden dolaylı ve dolaysız yollara oldukça etkilenecektir.

Dolayısıyla emisyonun şuandaki seviyelerinden %30 daha düşmesi gerekmektedir.

Artan nüfus ve genişleyen dünya ekonomilerine rağmen bu azalmanın ivedilikle yapılması gerekmektedir.

Ayrıca mevsimlerimizdeki değişikliği,

Gıdalarımızdaki olumsuz tat ve verimlilik düşüklüğü,

gıda çeşitliliği ve miktarındaki azalmayı,

Soluduğumuz havanın kalitesindeki değişimi,

Kuraklığın kapıda olduğu bir dönemin sinyallerini alıyoruz.

Sonuç olarak;

geri dönülemez bir sonla karşı karşıya kalmamak için bu son şansımızdır.

Konunun uzmanları uyarıyor;

Dünya tarihide ilk kez dünyamızın yok oluşu insanlık eliyle olma riski ile karşı karşıyadır.

Abd den yapılan bu son açıklamayı dikkatlice okumanızı öneririz.https://www.ntv.com.tr/dunya/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
KIRKINDAN SONRA © Copyright 2020. All rights reserved.
Close
× Bize yazabilirsiniz !