Arada Kalanlar

166

Arada kalanlar, yani bizleri çok güzel özetleyen bir yazı.

Ancak yakın zamanda kaybettiğimiz Bekir Coşkun çok güzel anlatmış bizim dönemimizdekilerin durumunu.

Her şeyden önce kuşaklar arası farklar her fırsatta anlatılıyor olsa da, bizim kuşakta yaşadıklarımızı gençlerin bilmesi ve onlara anlattıklarımızı gözlerinin önünde canlandırabilmelerini bekleyemeyiz.

Arada Kalanların Kuşağı
Arada Kalanların Kuşağı

Ama bizim nesil çok heyecanlı ve hareketli bir dönemle birlikte bir dönüşüm devri yaşadı diye düşünüyorum. https://t24.com.tr/yazarlar/hayri-cem-haftalik/sosyal-kusakla

Fakat gelin yazarın bizim arada kalanlar anlatımı yazısını hep birlikte okuyup bir nostalji yaşayalım.

Ayrıca ben bu yazıyı birkaç kez, yavaş yavaş okudum ve her okuyuşumda farklı kareler canlandı gözümün önünde. Hamam.

Bizim kuşaklar arada kaldılar

Her şeyden önce bizler “bilgisayarlar” ile “daktilolar” arasında kaldık.

Ayrıca tel dolaplar ile “buzdolapları” arasındaki kuşağız biz.

Nihansın dideden ile “Love story” arasındaydık.

Vitrindeki “Renkli ti-vi” ile evdeki “siyah-beyaz” arasında ne kadar

gidip geldik, bilemezsiniz.

Mesela hamburger ile köfte arasındaki kuşaktır bizim kuşak.

Ama Mahalle bakkalı ile süpermarketlerin arasında…

Fakat veresiye defterleri ile kredi kartlarının tam ortasındaydık.

Milliyetçilik ile “yabancı sermaye” arasında bir yerde…

G-string ile “dantel don” arasında…

Yerli malı ile “marka” arasında…

Aşk ile “flört” arasında…

Ucu parfümlü mektuplar ile “e-mail’ler” arasında…

Alın teri ile “kolay para” arasında…

Meyhane ile “Reina” arasında kaldık…

Arada kalan kuşağız biz.

el çember ile “ateş saçan pilli robot” oyuncakların arasında kala kala büyüdük.

Arnavut taşı ile “asfalt” sokakların kesiştiği köşeydi yerimiz.

İşte bakın;

 Ayrıca Cumhuriyet ile demokrasi arasında sıkıştık, birisine koşsak öbürünü yitiriyoruz.

Namus ile “para” arasındayız.

Hangisi? …

Havuç maskesi ile “botoks” arasında…

Berber Mahmut ile “Erkek kuaförü Lemi” arasında kalmaktı bizimkisi.

Yine şaşkınız bu günlerde.

El öpülen, şeker ikram edilen ziyaretler mi, yoksa Antalya’ya gitmek mi bayram?

Aradayız yine dostlar.

Ama böyle günler gelip çattığında benim canım sıkılır.

Uçuk aklım eski ile yeni arasında sıkışıp kalır.

Tek ayağımın üzerinde zıplaya zıplaya dönerim.

Sonunda…Gülmek ile ağlamak arasında… Bükerim boynumu.

Bir yanımda sevinç, bir yanımda hüzün…

Bekir Coşkun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
KIRKINDAN SONRA © Copyright 2020. All rights reserved.
Close
× Bize yazabilirsiniz !