Hayati bir konu başlığını görünce sizde bir merak uyandırmış olsa da, gerçekten okuduğunuzda buna siz de katılacaksınızdır.

Bu hayati olay 1919 yılında ve İstanbul’un İngiliz işgalinde olduğu tarihte geçmektedir.

Hayati bir konu
Hayati bir konu

Konuya benzer olan Nazım Hikmet: Atatürk ve Eftalya Hanım yazısını da okumanızı öneririm.

Her şeyden önce konuyu anlatan kişi liseyi yeni bitirmiştir ve adı Ayşe olan bu kişi güzel bir kızdır.

O tarihlerde evlenme yaşında olması sebebi ile de kendisini istemeye gelenler olmaktadır.

Bunlardan birisi avukatmış, önce uzaktan bu kişiyi gösterirler genç kıza.

Ayrıca, boylu poslu, yakışıklı bir delikanlıdır.

Sonuçta genç kız da onu görünce beğenmiştir.

Bu nedenle de hayati bir karar vererek bu genç ile evlenmeye karar verir.

Hemen nişanlanırlar.

Nişanlısını sevmektedir ve mutlu yuva kurmak hevesi ile de gaz lambasının altında ceyizler hazırlamaktadır.

Ama çok geçmeden mahallede bir dedikodu yayılmıştır.

Bu dedikoduya göre de; ‘’ Ayşe’nin nişanlısı avukat falan değilmiş, ipsizin tekiymiş, üstelik de cami önlerinden tabut taşıyarak geçimini sağlamaktaymış’’ demişler.

Sonuçta Ayşe bunu duyar duymaz tüm duyguları altüst olmuştur.

 Özellikle de konuya netlik kazandırmak için de o caminin önüne Ayşe babası ile giderek uzaktan izlemiştir.

O da ne, gerçekten de nişanlısı tabut taşımaktadır.

Bunu gözleri ile görerek şahit olmuştur.

Bunu gören Ayşe hayal kırıklığı yaşayarak ve gördüklerine inanamayarak yıkılmıştır.

Bu gördükleri neticesinde de nişan atarak ayrılır.

Hayati Bir Konu Sonrası

Fakat aradan 5 yıl geçmiştir. Ayşe başka birisi ile evlenmiştir.

Bir de çocuğu olmuştur ve yıl 1924 olmuştur.

Üstelik bu geçen süreçte ülkemiz de özgürleşmiştir.

Fakat İstanbul Beyoğlu’nda gezerken eski nişanlısına rastlar ve üstelik kendi oğlu da Ayşe’nin yanındadır.

Ancak eski nişanlı bu görüntü karşısında titreyerek onlara karşı bakar.

Hemen ceketinin önünü ilikler ve ‘’ Vaktiniz varsa size çay ısmarlamak isterim’’ der.

Ayşe’de isteklidir ve hemen evet, olur diye cevap verir.

Ama yol üzerindeki bir apartmana girerler ve üst katta bir camekanda avukatın adı yazan  büroya girerler.

Ayşe içeri girdiğinde şaşkınlıkla içeri göz gezdirir ve içeride de avukatın yardımcıları çalışmaktadır.

Ayşe sorar; ‘’ Siz gerçekten de avukat mısınız’’diye.

Peki, avukatsınız da cami önlerinde neden tabut taşıyordunuz?

Ancak avukat duraklar, başını önüne eğerek ve mahcup bir şekilde ‘’ beni affedin, İstanbul işgal altındaydı, her tarafta İngiliz askerler vardı ve her şeyi didik didik arıyorlardı.

Biz de Anadolu’ya, Milli kuvvetlere ancak cenaze süsü vererek tabutlarla silah kaçırabiliyorduk.

Bu ülkemiz için hayati bir işti. Bunu size bile söyleyemezdim der.

Sonuçta hayati bir konu başlığını hakketmiyor mu?

Ayrıca, hayatın anlamı konusunu https://tr.wikipedia.org web adresinden de okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Close
KIRKINDAN SONRA © Copyright 2020. All rights reserved.
Close
× Bize yazabilirsiniz !