
Babamızı ne kadar tanıyoruz acaba?
Babalar Günü Yaklaşırken İçsel Bir Yolculuğa Çıkmaya Ne Dersiniz?
Haziran ayı geldiğinde, Babalar Günü yaklaştığında sosyal medya hesaplarımızı sevgi dolu paylaşımlar süsler.

derinlerde, belki de şu soruyu hiç sormadık kendimize:
“Babamızı ne kadar tanıyoruz?”
Her şeyden önce bu yazıya denk geldiğimde, yaklaşan Babalar Günü vesilesiyle sizlerle de paylaşmak istedim.
Çünkü bu soru, sadece babamızı değil, tüm aile ilişkilerimizi yeniden gözden geçirmemize vesile olacaktır.
Babamızı Tanıyor muyuz: En Az Tanıdığımız İnsan mı?
Ancak ilk bakışta tuhaf gelebilir:
“Beni büyüten, sevgisini veren, hayatımı inşa eden insanı nasıl tanımam?”
Ama çoğu zaman mesele tam da burada başlar. http://Psikoloji İstanbul
Ama çocukken kurduğumuz derin bağ, onların gerçek kişiliklerini görmemizi engeller.
Biz onları:
- Güçlü
- Hatasız
- Kahraman gibi algılarız
Zihnimizde “Annem bir melek, babam bir dev” gibi imgeler yer eder.
Bu konuya benzer içerikteki Baba ve Çocukları yazımızı da okumanızı öneririm.
Gerçeklik ile Yüzleşmek Zor Olabilir
Bu idealize edilmiş algılar yüzünden, anne ve babamıza dair olumsuz duyguları bastırırız.
Kızgınlık, kırgınlık ya da hayal kırıklığı yaşadığımızda, kendimizi suçlu hissederiz.
Ancak onları sadece “çocukluk ihtiyaçlarımızı karşılayıp karşılamadıkları” açısından değerlendirmek eksik ve yüzeysel olur. http://Bütünsel Psikoloji
Ama yetişkinliğe adım attığımızda, bu perde aralanmaktadır.
Onları tüm yönleriyle görmeye başlarız.
Bu, evet, acı ama olgunlaştırıcı bir süreçtir.
Oscar Wilde ne demişti?
“Çocuklar önce anne babalarını sever, sonra yargılar ve bazen de bağışlar.”
Babamızı Tanımak ve İçimizdeki Ebeveyn: “Ana-Baba Ben Durumu”
Hepimiz, içimizde anne ve babamızdan izler taşıyoruz.
Buna psikolojide “Ana-Baba Ben Durumu” denmektedir.
Farkında olmadan:
- Onların kelimelerini kullanıyoruz
- Mimiklerini taklit ediyoruz
- Duygusal kalıplarını tekrarlıyoruz
Bu yalnızca bireysel değil, kültürel aktarımın da bir parçası.
İçimizdeki ebeveyn, nesilden nesile taşınan bir davranış arşividir.
İçsel Dönüşüm: Ebeveyni Yeniden Büyütmek
Geçmişe yeniden bakmak ve içimizdeki ebeveyni “yeniden şekillendirmek” mümkündür.
Ama bu, emek ister, farkındalık ister.
Kendinize şu soruları sorun:
- Anne ya da babama hangi konularda kırgınım?
- Bu duyguları bastırıyor muyum, yoksa kabul ediyor muyum?
- Stres anlarında onlara benzediğimi fark ettiğim oluyor mu?
- İç sesim, bana şefkatli mi konuşuyor yoksa yargılayıcı mı?
Uygulama: İçindeki Ebeveynle Tanış
Bir kâğıt al ve üç başlık at:
“Annemden Duyduklarım” – “Babamdan Duyduklarım” – “Benim İç Sesim”
Her başlık altına çocukken sıkça duyduğun cümleleri yaz:
- “Ne olacak senin bu halin?”
- “Aferin sana, çok güzel başardın.”
- “Yine mi hata yaptın?”
Sonra, “Benim İç Sesim” bölümüne geç.
Stresli anlarda kendine neler söylüyorsun?
Karşılaştır.
İç sesin kime benziyor?
Bu ses seni destekliyor mu, yoksa engelliyor mu?
Son Söz: Aynaya Bakmak Cesaret İster
Kendimize ebeveynlik yapmak, geçmişi anlamak ve içimizdeki sesle barışmak büyük bir dönüşümdür.
Aynaya bakmak cesaret ister, ama dönüşüm de orada başlar.






