40’dan Sonra Gidilen Yerler: İtalya ve Güney İsviçre.

134

40’dan sonra gidilen yerler ve bu yerlere bakış açımızın çok farklı olduğunu hissettim.

Bu yerlere daha 18 yaşından itibaren birkaç kez gitmiştim.

Türk turizminde favori rotalarından biridir. Bunun çeşitli nedenleri var.

Bu konudaki Seyahat ve Tatil yazımızı da okumanızı öneririz.

40’dan Sonra Gidilen Kuzey İtalya ve Güney İsviçre.

En önemli nedeni ise Avrupa ülkeleri içerisinde hem nispeten ucuz olması, hem de tarihi zenginliği nedeni ile tercih ediliyor olmasıdır.

İtalya gezi genel tercihinde; Milano, Venedik, Roma şehirleridir. Bazı turlarda buna ilave İsviçre’ nin güneyinde kalan Lugano şehri ile Como kasabasıdır.

Bu tür gezilere tur ile gitmeyi tercih etmeniz durumunda olcartur iyi bir seçenek olacaktır.

İtalya’daki özel gezi tercihlerinde Como kasabası ve daha birçok irili ufaklı kasaba ve köyü etrafında barındıran Como gölünün bir kısmı İsviçre topraklarında, bir kısmı ise İtalya topraklarındadır.

Yurtdışı ve bazı Yurt içi gezilerimin bazılarını kendi seyahat planıma göre yapmaktayım. Bu seyahatte bunlardan birisiydi. Bu seyahati kendi gezi rotamın sıralaması ile anlatacağım.

İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanından sabah 08 gibi kalkacak tarifeli Türk Hava Yolları seferi ile Milano’ya uçtum.

Türkiye ile 1 saat saat farkı olması sebebi ile 2 saat gibi gerçekleşen uçuşun sonunda 9.30 gibi Milano Malpensa Enternasyonal havaalanı’ na indim.

Malpensa Enternasyonal Havaalanı.

İtalya’nın 2. Büyük havaalanı. Milano’da 3 havaalanı var.

Linate Hava Alanı: Ülke içi ve kısa mesafeli uluslararası uçak servisleri için kullanılmaktadır.

Orio al Serio Hava Alanı: Bergamo şehri yakındadır. Ucuz hava yolları seferleri buraya düzenlemektedir.

Pasaport ve gümrük işlemlerinden geçtikten sonra bavulumu almaya gittim. Bavulumu almayı beklediğim sırada biraz freeshop’a da göz gezdirdim.

Bavulumu teslim aldıktan sonra, yola çıkmadan avis’den kiraladığım aracı teslim almak üzere araç teslim noktasına gittim.

Aracı teslim alıp Malpensa havaalanından ayrıldım.

Arzu ederseniz budgat‘ dan da kiralama yapmanızı önerebilirim.

İlk durağım Lombardiya bölgesinde bulunan Milano şehri.

40’dan Sonra Gidilen Milano.

Konaklamak için Milano’nun dışındaki otelleri tercih ettim. Şehre inişimi Metro ile yaptım. Metro ağı 1964 yılında yapılmıştır.

Milano, Avrupa ticaret merkezidir. Modanın da merkezi olması sebebi ile yıl boyunca birçok sergi, toplantı ve fuara ev sahipliği yapmaktadır. Aynı zamanda İtalya’nın önemli eğitim merkezlerindendir.

Şehir merkezindeki UNESCO tarafından koruma altına alınan, dünyanın en büyük Gotik tarzdaki Katedrali Duomo Di Milano’nun bulunduğu meydana giderek güzel fotoğraflar çekerek gezime başladım.

Duomo Di Milano.

Bu çevrede Dünyanın en büyük tiyatrolarından olan La Scala binasını gezdim.

La Scala Tiyatrosu.

Öğle ile akşam yemeğimi birleştirerek saat 20.de Duomo Di Milano yakınında bulunan cadde üzeri bir kafe’de İtalya’ nın meşhur yemeklerinden olan Deniz ürünlü Risotto yedim.

Tabii İtalya’da olup da İtalyan şarabını tatmamak olmazdı. Buradan otelime döndüm.

Deniz Ürünlü Risotto.

İkinci gün aynı metro güzergahını kullanarak şehir merkezinde bulunan ‘’Galleria Vittorio Emanuele II alışveriş merkezi’’ ne gittim.

Galleria Vittorio Emmanuele II.

 Alışveriş merkezinde tüm günümü geçirerek oradaki bir restoranda akşam yemeğimi yiyerek otele dönüş yaptım.

Pisa Gezisi.

Üçüncü günümün sabahında aracıma binerek Pisa şehrine doğru yola çıktım. Milano’dan yaklaşık 3 saat mesafedeki bu şehir kulesi ile meşhur ve çok turist alıyor. Bu her şehir için geçerli bir nedenle gezimi hafta içine denk getiriyorum.

Pisa şehri İtalya’nın Toskana bölgesinde bulunuyor. Bu şehirde bulunan Pisa kulesi, 1173-1372 yılları arasında inşa edilmiştir.

Pisa Kulesi, Katedrali ve Vaftisevi 1987 yılından itibaren UNESCO dünya mirası listesinde olup, koruma altındadır.

Pisa Kulesi ve Katedrali.

1173 yılında inşa edilen kulenin 1185 yılında 3. katından itibaren eğildiği fark edilir. İnşa edilen zeminin yumuşak ve inşaata elverişsiz olmasından kaynaklanmıştır.

İlerleyen dönemde; Güneye doğru eğilen kulenin kuzey kısmına 599 ton ağırlığında 94 tane ağırlık yerleştirilir ve bu çalışma ile kulenin eğimi düşürülür.

Pisa Kulesi ve Katedral.

Günümüzde ise kulenin eğimi sabitlenmiş durumdadır.

Kule ve Katedrale duvarlarının hemen dışında, yakın bir yerde kurulan küçük dükkanlarda burayı gezenlerin satın alacağı hediyelik eşyalar vardır. İtalya’nın her yerinde olduğu gibi burada da sıkı pazarlık yapmalısınız.

Pisa’yı gezerken yoruldum ve açık havanın da tesiri ile acıktım. Yemeğimi çevredeki İtalyan restoranında kendime güzel bir şarap eşliğinde Pizza ısmarlayarak doyurdum.

Michelin Yıldızlı Restoran.

Toskana bölgesi üzüm bağları ve şarapları ile meşhurdur.

Akşam otelime dönüp dinlenmeye karar verdim. Otelimin restoranının Michelin yıldızlı olduğunu görünce orada akşam yemeğimi yemeye karar verdim.

Otel ve restoran şehrin dışında bir çiftlik içerisinde aile işletmesi. Az odası var ve kendileri yemekleri pişiriyorlar. Evin gelini Michelin yıldızlı şef.

Kendisi ile sohbetim sonrasında, güzel bir Jambonlu spagetti yemeye karar verdim.

Tabii başlangıç olarak et füme tabağı eşliğinde güzel bir Toskana şarabı ile başladım.

Füme Tabağı ve Toskana Şarabı.

Restoranın bir köşesinde, duvarında asılı birkaç kutu ve altında bir humidor(Puro nemlendiricisi) dikkatimi çekti.

Humidor.

Sorduğumda otel sahibi olan oğullarının içtiğini öğrendim. Az sonra kendisi de yanıma gelerek puro ve şaraplar hakkında sohbet etti.

Bu restoranda freeshop’ dan aldığım puromu içmeme müsaade etti. Puro kül tablası getirdi. Yemek bitiminde keyifle puro ile şarabımı yudumladım.

Yemek bildiğimiz spagetti olmasına rağmen çok değişik bir lezzetteydi. Çok keyif aldım.

İçtiğim şarabı beğendim ve nereden satın alabilirim diye sordum. Bana adres verdiler.

Ertesi gün gidip, tadım yaparak birkaç şişe aldım. Gönderen kişilerin adını vermem istenmişti. Bu isimlerin çevrede iyi tanınıyor olmasına istinaden bana belirli bir oranda indirim de yaptılar.

Buradan alışverişim sonrasında yeni bir yer görmek üzere Pisa’ dan ayrıldım.

Kanallar Şehri Venedik.

Kanallar Şehri Venedik ve Gondol.

40’dan sonra gidilen Venedik şehri o 18 yaşımdan sonra birkaç kez gittiğim ve gezdiğim günlerdekinden çok farklı gözükmekteydi.

Pisa’dan ayrılarak Venedik şehrine geldim.

Venedik kimine göre romantik kimine göre de sıradan yorucu bir şehir olarak görünmektedir.

Venedik’ i 1 günde gezebilmem mümkün değildi.

Buraya defalarca gelmeme rağmen anılarımı tazelemek ve keyif aldığım bu yerleri tekrar görebilmek hatta yeni yerler keşfetmek için en az 2 gece 3 gün burada kalmalıydım.

Birkaç kez önceden de gelmem sebebi ile bu süre yetebilirdi.

Turistik yerlerinde kısa bir tur yapıp, gondol turu yaptıktan sonra sokak aralarında yürüyerek orada yaşayanlardan izleri görmek ve fotoğraflamaktan çok keyif almaktaydım.

Sokaklarda yürümekten, yorulduğumda yerel halk ile sohbet etmek ve kahvelerinden içmekten keyif alıyordum.

İtalyan Salamı.

Sokak aralarında bulunan bazı resim galerilerini gezmek ve İtalyan salamı, makarna, ravioli yapan yerlerden taze olarak almak güzel bir seçenekti.

Venedik ve İlk Ziyaret Hikayem.

18 yaşımın hemen ardından geldiğim Venedik’te sadece gıdaların satıldığı kanal yanı başındaki yerden baget ekmeğin arasına kestirerek koydurduğum salam ve yeşillikleri hazırlatıp almıştım.

Öğlen yemeği olarak yiyeceğim bu hazırlattığım ekmek arasının yanına da bir şişe İtalyan şarabı seçerek açtırdım.

Bunları da alarak kanal kenarına oturdum.

Kanal’da gezen tekne ve Gondolları izleyerek yemeğimi yemiştim.

Ama 40’dan sonra gidilen ve bir kez daha ziyaret ettiğim Venedik’ de bu pazar kalkmıştı.

Zaten genç yaşlarda yaptıklarımı bu yaşta da yapmak istemediğimi hissettim.

Her şeyin yaşı farklıydı.

Vnedik’ten Ravioli ve Makarna alabilirsiniz.

İtalyan Parmesan peyniri ve şaraplarını tadarak buralarda dolaşmaya devam etmek güzel oluyor.

İtalyan Parmesan Peyniri.

Akşam saatinde yine güzel bir yerde ve yöresel tatları tatmak için rezervasyon yaptırıp otelimde biraz dinlenmek için otele dönmeliydim.

Gittiğiniz mevsim yaz ise dışarıda oturabiliyorsunuz.  İtalyan restoranları yer müsaitse masalarını dışarıya koyarak ve geç saatlere kadar yemek yiyerek sohbet ederek müşterilerini ağırlamayı seviyorlar.

Venedik ve Restoranları.

Venedik şehrinin her yerine araçla gidilemiyor. Su kanalları olması buna müsaade etmemektedir. Bu sebeple otelinizin yerine göre otelde veya şehrin girişindeki bir otoparka park etmelisiniz.

Şehre tren ile geldiyseniz de tren garından otele belli bir yere kadar taksi veya gondol ile gidip sonra yürümeniz gerekebilir. Oteliniz kanal kenarındaki lüks otellerden ise sizi deniz taksisi gibi bir araçla alabiliyorlar.

Venedik’ te görülecek güzel yerlerden birisi de San Marco Meydanıdır. Buradaki Bazilika ve saat kulesi de görülmesi gereken yerlerdendir.

San Marco Meydanı ve Saat Kulesi.
Venedik ve Son Yıllardaki Su Baskınları.

Bu yıl çok yağış olması sebebi ile bu meydan sular altında kaldı ve turistler gezemediler.

2020 Aralık ayı başında yağışlara karşı alınan tedbirlere rağmen hazırlanan düzeneğin yanlış hesaplanan yağış miktarı sebebi ile devreye alınmamış olması bu çevredeki işyerleri ve sokak ve San Marco meydanı’ nı tekrar su basmasına neden oldu.

San Marco Meydanı ve Su Baskını.

Bu meydanın denize cephesinden de Venedik limanını, lüks cruise gemilerini görebilirsiniz.

San Marco Meydanı ve Venedik Cruise Limanı

Günü birlik geldiklerinden bir biri ardına yanaşıp çıkmaktadırlar.

Bu meydanın uç noktasından açık bir havada Slovenya görülebilmektedir.

Farklı zamanlarda da olsa; Slovenya’dan Venedik’e ve Venedik’ten de Slovenya sahillerine bakmış olma şansını yakalamış oldum.

Join the Conversation

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
KIRKINDAN SONRA © Copyright 2020. All rights reserved.
Close
× Bize yazabilirsiniz !