Hayat ve İonna KUÇURADİ

Hayat anlamlı yaşanmalı.

Her şeyden önce hayat sadece nefes almak değildir.

Ayrıca Hayatın Özeti yazımızı da okumanızı öneririm.

Hayat ve Felsefe
Hayat ve Felsefe

Size buna güzel bir örnek teşkil eden birinden bahsetmek isterim.

Duayen, eşsiz akademisyen İonna KUÇURADİ’den bahsedeceğim.

Her şeyden önce Boston’da düzenlenen bir toplantı sonucunda Dünya Felsefe Federasyonları Başkanlığına seçilmiştir.

Sonuçta, Kuçuradi bu göreve seçilen ilk Türk ve ilk kadın olmuştur.

Yaşanmış Bir Hayat

Her şeyden önce araştırmacı yazar, felsefe Profesörü, akademisyen, felsefecidir.

Doğum tarihi

04 Ekim, 1936

İstanbul

Eğitim

Üniversite hayatı başlangıcı, İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü

İlköğrenimini İstanbul Merkez Rum Ortaokulu’nda, ortaöğrenimini ise Zapyon Rum Kız Lisesi’nde tamamlamıştır.

Ayrıca 1954’te girdiği İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden 1959 yılında mezun olmuştur.

Aynı yıl bitirdiği bölümde asistan olarak görev almıştır.

Ancak bir yıl sonra bu görevden ayrılmıştır.

1965’te hazırladığı “Schopenhauer ve Nietzsche’de İnsan Problemi” adlı çalışma ile doktorasını tamamlamıştır.

Ayrıca 1965-68 yıllarında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Felsefe ve Latince dersleri vermiştir.

1968’de Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi Eğitim Bölümü’ne geçmiştir.

Daha Dr. Asistan iken Hacettepe Üniversitesi’nde felsefe bölümünü kurmuştur.

Fakat Türkiye Felsefe Kurumu ile İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin kuruluşuna katılmıştır.

1969 yılında HÜ Felsefe Bölümü’nün başkanlığına getirilmiştir.

1970’te “İnsan Felsefesi Bakımından Değer Problemi” adlı teziyle doçent, 1978’de ise “Aristoteles’in Ousia’sı ve Substans Kavramı” adlı çalışmasıyla profesör olmuştur.

Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nün kuruluşundan itibaren uzun süre başkanlığını yapmıştır.

Her şeyden önce değer felsefesini temel alan bir yaklaşımın öne çıkmasını sağlayan felsefecidir.

Ayrıca 1959 senesinde İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden mezun olduktan sonra 1965 senesinde doktora derecesini almıştır.

1965-68 yılları arasında Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde görev yapan Kuçuradi, 1970’de doçent, 1978’de profesör olmuştur.

Boston’da düzenlenen bir toplantı sonucunda Dünya Felsefe Federasyonları Başkanlığına seçilmiştir.

Kuçuradi, bu göreve seçilen ilk Türk kadını olmuştur.

İoanna Kuçuradi, 1969 senesinde kurduğu Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde,  emekli olduğu 2003 senesine kadar çalışmıştır.

1997 senesinden bu yana da aynı üniversitenin İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin müdürü ve bu merkezin bünyesinde kurulan UNESCO kürsüsünün sahibidir. https://en.unesco.org/

Eserleri

Perdenin Arkası -Şiirler-https://www.dr.com.tr/

Max Scheler ve Nietzsche’de Trajik

Schopenhauer ve İnsan

Liselerimizde Felsefe Öğretimi

İnsan ve Değerleri

Etik

Sanata Felsefeyle Bakmak

Çağın Olayları Arasında

Uludağ Konuşmaları- Özgürlük, Ahlâk, Kültür Kavramları

Yüzyılımızda İnsan Felsefesi

Kuçuradi felsefe ile Zapyon Kız Lisesi’nde okurken ortaokul sıralarında tanışmıştır.

Orta 2. Sınıfta Platon’un iki diyaloğunu, Crito ve Apologia’yı okuduklarını ve kendisinin çok etkilendiğini söylemektedir.

“Çünkü bunlar, eğer anlıyorlarsa, o yaşta insanlar için çok etkileyicidir.” Liseden sonra İstanbul Üniversitesi Felsefe bölümünü başarı ile bitirmiştir.

Ayrıca Prof. Dr. Takiyettin Mengüşoğlu’nun asistanlığını yapmaya başlamıştır.

147 ler Olayı

Bundan birkaç sene sonra 1960 ihtilali ve Türkiye üniversite tarihinin belki de en acıklı hadisesi: 147ler Olayı olmuştur.

Takiyettin Mengüşoğlu’nun da aralarında bulunduğu 147 üniversite hocası okuldan uzaklaştırılmıştır.

Hiçbir haksızlık karşısından sessiz kalamayan Kuçuradi, 147lerin okula geri dönmesi için çabalayan bir öğrenci grubunda canla başla çalışmıştır.

 Sonuçta bu amaçla hazırlanan broşüre “Kişi” diye bir yazı yazmıştır.

Her şeyden önce kişi kayıtsız şartsız ana değerdir!

Fakat Kuçuradi o zaman sadece 24 yaşındadır.

24 yaşında Türkiyeli bir Rum genç kadındır.

Başkaldırısının en yalın ifadelerinden biri olan bu yazıda bakın neler yazmıştır;

“Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de gerek toplumsal yaşamın geniş çerçevesi, gerekse günlük ilişkilerin dar çerçevesi içinde olup biten birçok olayların en dikkati çeken belirtisi, çatışan anlayışların, çarpışan iddiaların arasında kişilerin harcanmasıdır.

İnsanlığa hizmet ya da herhangi bir kuruma veya düşünceye hizmet adı altında veya hizmet etmek niyetiyle kişilere yapılan haksızlıklar karşısında bu haksızlıkları önemsemeyen veya önemsemeye korkan ya da en kötüsü, kendi çıkarları gerektirdiği için önemseyen insanların tutumu karşısında boğazı tıkanan, midesi bulanan kişi için tek çıkar yol kendisini bir örnek olarak öne sürüp insanca yaşamaktır.

Böyle bir yaşam her yönden gelen tehlikeler ne olursa olsun insana yakışır yaşamaktır.

Böyle bir yaşamın temel koşulu, insanın daha doğrusu kişinin ana değeridir.

Kayıtsız şartsız ana değer olduğunu kavrayabilmek ve bunu gözden kaçırmadan davranmak, Don Kişotça da olsa bir şey yapmaktır.”

Sonunda 147’ler üniversitelere geri dönmüşlerdir.

Fakat hocasının çağrısına uyarak yeniden asistanlık sınavına giren Kuçuradi, bir hocadan tam not, bir hocadan sıfır, ve bir hocadan çekimser oy alarak sınavda “başarısız” bulunmuştur.

Erzurum Macerası

O da bir ağustos akşamı arkadaşları ile vedalaşarak Haydarpaşa garından bindiği trenle, yanına sadece çantasını ve bir yatak alarak Erzurum’a yola çıkmıştır.

Yeni bir hayat için.

Kuçuradi Erzurum’a dair şöyle demiştir;

’Hâlâ beni arayan öğrencilerim vardır.

Erzurum’da insanlar ateş olmayan yerde duman görürler.

Öyle bir yerdir.

Çok şey öğrendim orada.

Türkiye’yi ben orada öğrendim.

Ben orada sadece hocalık yapmadım; çok da şey öğrendim.”

Ancak Kuçuradi’ye göre;

Sonuçta insan kitaplardan, felsefecilerden öğrenebileceğinin çok daha fazlasını hayattan öğreniyor.

Kaynak: 27 Ağustos 2021 Felsefenin Penceresi Facebook sayfası.https://www.facebook.com/

Mehmet Ali Tekinsoy

35 yıllık çalışma hayatım sonrasında 2018 yılında emekli oldum. Bu 35 yılın bir bölümünde BAĞKUR' lu olarak kendi işlerimi yaptım, bir bölümünde de SGK' lı olarak özel şirketlerde yönetim kademelerinde yer aldım. Bu süre içerisinde edindiğim çalışma hayatındaki deneyimlerim, emekli olma kararım sonrası tecrübelerim ile emekli olduktan sonra geriye doğru baktığımda yaşadıklarımdan yola çıkarak, nelerin sizlere yararlı olacağını düşünerek bu blog da sizlerle paylaşacağım yazıların esasını oluşturdular. Zaman zaman güncel bilgiler, kişilerin yaşamlarından kesitleri de paylaşacağım. Hepsi insan yaşamından kareler içerecek.

Related Posts

Bir Doğum Günü, Bir Blog ve Hayatın Kendisi

Bugün benim için sıradan bir gün değil,bir doğum günü.Bugün hem bir doğum günü hem de kirkindansonra.net blog sayfamın 6. kuruluş yılı.Bu iki önemli dönüm noktasını aynı günde karşılamak, ister istemez…

Faruk Pekin Kimdir? Emekliler İçin Kültür Turları

Faruk Pekin Türkiye’de kültür turizmi denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biridir. Yalnızca bir gezgin değil; aynı zamanda bir yazar, araştırmacı ve kültürel miras savunucusu olan Faruk Pekin, Türkiye’de nitelikli gezi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.