Sağlıkta Denge: Her Kötü Gördüğümüz Şeyi Yok Etmeli miyiz?

Sağlık hakkında konuşurken çoğu zaman basit cevapları seviyoruz.

Bir şey kötüyse yok edelim.
Bir değer yüksekse düşürelim.
Bir mikrop varsa öldürelim.
Bir ağrı varsa susturalım.
Bir asit varsa azaltalım.

İlk bakışta mantıklı görünüyor. Sağlık Kararları: Bedeli Kim Ödeyecek?

Ancak insan bedeni bu kadar basit çalışmıyor.

Çünkü beden, birbirinden bağımsız çalışan parçalardan oluşan bir makine değil.

Birbirleriyle sürekli iletişim halinde olan sistemlerin oluşturduğu karmaşık bir yapı.

Bu nedenle sağlıkla ilgili bir sorunu çözmeye çalışırken

yalnızca “Neyi ortadan kaldırıyoruz?” diye sormak bazen yeterli olmayabilir.

Asıl soru belki de şu:

“Bunu azaltırken veya ortadan kaldırırken başka neyi değiştiriyoruz?”

Sağlıkta Denge Ne Demektir
Sağlıkta Denge Ne Demektir

İşte sağlıkta denge fikri burada önem kazanıyor. Bedeniniz Konuşuyorsa Onu Susturmayın

Sağlık, her şeyi yok etmek değil; doğru olanı koruyarak doğru dengeyi kurabilmektir.

Yağmurdan Kaçarken Doluya Tutulmak

“Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak” diye güzel bir deyimimiz var.

Hayatta bazen bir problemden kurtulmaya çalışırken farkında olmadan başka bir problemle karşılaşırız.

Sağlıkta da buna benzer durumlarla karşılaşabiliriz.

Bir şeyi kötü olarak tanımlarız.

Sonra onu tamamen ortadan kaldırmaya çalışırız.

Fakat o şeyin vücudumuzdaki başka bir işlevini, başka bir sistemle ilişkisini veya oluşturduğu dengeyi yeterince düşünmeyebiliriz.

Burada amaç elbette zararlı olanı korumak değil.

Tam tersine.

Gerçekten zararlı olanla,

yalnızca bize öyle görünen şeyi birbirinden ayırabilmek.

Çünkü sağlıkta “daha az” her zaman “daha iyi” anlamına gelmez.

Bazen önemli olan miktarı azaltmak değil, neyi azalttığımızı anlamaktır.

Bir Besiyerindeki Koloni Bize Ne Anlatır?

Yıllar önce genç bir hekimken yapılan basit bir uygulama

bu düşünceyi anlamak için güzel bir örnek olabilir.

Elimizi bir besiyerine bastırdığımızda bir süre sonra

çeşitli mikroorganizma kolonileri ortaya çıkabilir.

Daha sonra bir temizlik ürünü kullanıp

aynı işlemi yaptığımızda kolonilerin sayısının azaldığını görebiliriz.

İlk bakışta sonuç çok açıktır:

“Mikroplar azaldı. Demek ki elimiz daha temiz.”

Fakat burada önemli bir ayrıntı var.

Gördüğümüz şey yalnızca koloni sayısıdır.

Bu görüntü bize tek başına orada hangi mikroorganizmaların bulunduğunu, hangilerinin

hastalık yapabildiğini veya hangilerinin normal cilt mikrobiyotasının parçası olduğunu söylemez.http://NIEHS

Dolayısıyla:

Daha az koloni = otomatik olarak daha sağlıklı olmak değildir.

Asıl soru şudur:

Orada ne vardı?

Bu soru, sağlıkta çok daha geniş bir bakış açısına götürüyor.

İnsan Vücudu Steril Bir Ortam Değildir

Mikrobiyota bir ekosistemdir

İnsan vücudunun cildinde, ağız ve sindirim sistemi gibi

farklı bölgelerinde çok sayıda mikroorganizma yaşar.

Bunların tamamını “mikrop” diyerek aynı kefeye koymak doğru değildir.

Bilim dünyasında bu toplulukları genel olarak mikrobiyota

veya daha geniş anlamıyla mikrobiyom kavramı içinde ele alıyoruz.

NIH’ye bağlı NIEHS, mikrobiyomu vücudumuzda ve üzerimizde doğal olarak yaşayan mikroorganizmalar ve

onların genlerinden oluşan bir topluluk olarak açıklıyor.

Bu mikroorganizmaların bağışıklık sistemi ve

sindirim gibi birçok süreçle ilişkileri bulunuyor.

Bir ormana baktığımızda yalnızca “kaç tane ağaç var?” diye sormayız.

Hangi ağaçların bulunduğuna, toprağa, suya ve canlıların birbirleriyle ilişkilerine de bakarız.

Mikrobiyota için de benzer bir bakış açısına ihtiyacımız var.

Sadece ne kadar olduğuna değil;

ne olduğuna, nerede olduğuna ve sistemle nasıl bir

ilişki içinde bulunduğuna da bakmak gerekir.

Ellerimizi Yıkarken Neyi Koruyoruz?

El yıkamak sağlığın temel davranışlarından biridir. Hijyen ve Kuralları Nelerdir

Özellikle tuvalet sonrasında, yemek hazırlamadan ve

yemeden önce ve bulaş riskinin yüksek olduğu durumlarda

ellerin uygun şekilde temizlenmesi enfeksiyonların yayılmasını

azaltmaya yardımcı olur. https://www.cdc.gov/patient-safety/stories/what-you-should-know-about-hand-hygiene.html?utm_source=chatgpt.com

CDC de uygun el hijyenini enfeksiyonlardan korunmanın

önemli araçlarından biri olarak vurguluyor.

Sağlıkta Denge İçin Ellerimizi Yıkamak ve Hijyen
Sağlıkta Denge İçin Ellerimizi Yıkamak ve Hijyen

Ancak burada önemli bir ayrım var.

Doğru hijyen ile aşırı temizlik aynı şey değildir.

Çok sık el yıkamak bazı kişilerde cilt kuruluğu ve tahrişe yol açabilir.

CDC, el hijyeni sırasında cilt sağlığının korunması için

uygun tekniklerin kullanılmasını ve gerektiğinde

nemlendirici ürünlerden yararlanılmasını da öneriyor.

Dolayısıyla amaç:

“Elimde hiçbir mikroorganizma kalmasın.”

değil.

Amaç:

“Hastalığa neden olabilecek mikroorganizmaların bulaş riskini azaltırken cildimin doğal bariyerini de koruyayım.”

olmalıdır.

Bu küçük gibi görünen fark aslında sağlık yaklaşımımızın tamamını değiştirebilir.

Mide Asidi Neden Var?

Asit yalnızca “zararlı” değildir

Mide asidinden söz edildiğinde çoğumuzun aklına yanma,

reflü veya mide rahatsızlığı gelebilir.

Bu nedenle bazen asidi yalnızca “kötü bir şey” olarak düşünürüz.

Oysa mide asidinin önemli görevleri vardır.

Mide asidi, sindirim sürecinde görev alır ve

proteinlerin parçalanmasına yardımcı olan pepsinin çalışması için

uygun ortamın oluşmasına katkı sağlar.https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/healthy-diet?utm_source=chatgpt.com

Ayrıca midenin yüksek asiditesi,

birçok bakterinin hayatta kalmasını sınırlayan bir bariyer görevi görür.

Buradan şu sonucu çıkarmamak gerekir:

“Mide asidini azaltan ilaçlar kötüdür.”

Bu doğru olmaz.

Mide asidini azaltan ilaçların reflü ve

başka bazı sindirim sistemi sorunlarında önemli ve

gerekli kullanım alanları vardır.

NIDDK da proton pompa inhibitörleri ve

H2 blokerleri gibi ilaçların belirli durumlarda

tedavide kullanılabildiğini belirtiyor.

Buradaki asıl mesele başka:

Bir şeyi azaltırken onun normalde yaptığı işi de hatırlamak.

Bir Şeyi Azaltırken Başka Neyi Değiştiriyoruz?

İşte sağlıkta denge düşüncesinin en önemli noktalarından biri bu.

Mide asidini azaltıyoruz.

Bir şikâyeti kontrol altına alıyoruz.

Bu gerekli olabilir.

Ancak vücuttaki ortamın da değiştiğini unutmamak gerekir.

Çünkü sindirim sistemi tek bir organdan oluşmaz.

Mide, bağırsaklar, sindirim enzimleri, sinir sistemi,

hormonlar ve bağırsak mikrobiyotası birbiriyle bağlantılıdır. Maden Suyu mu Soda mı Tüketelim

NIDDK, sindirim sistemindeki bakterilerin sindirime

katkıda bulunduğunu ve sindirim sürecinin birçok sistemin birlikte çalışmasıyla gerçekleştiğini belirtiyor.

Bu nedenle sağlıkta bazen şu soruyu sormak gerekir:

“Bu müdahalenin başka bir yerde nasıl bir karşılığı olabilir?”

Bu soru tedaviyi reddetmek anlamına gelmez.

Tam tersine, tedaviyi daha bilinçli anlamaya çalışmak anlamına gelir.

Ağız Sağlığı da Sadece Bakterileri Yok Etmek Değildir

Ağız temizliği ve diş sağlığı son derece önemlidir.Florür ve Diş Macunumuz

Dişleri düzenli fırçalamak, diş aralarını temizlemek ve

gerektiğinde profesyonel diş bakımından yararlanmak ağız sağlığının temel parçalarıdır.

Fakat buradan:

“Ağızdaki bütün bakterileri yok edelim.”

sonucunu çıkarmak doğru değildir.

Çünkü ağız da kendine özgü bir mikrobiyal topluluğa sahiptir.

Burada önemli olan yalnızca bakterilerin varlığı değil,

hangi mikroorganizmaların bulunduğu ve ekosistemin nasıl bir denge içinde olduğu konusudur.

Bu bakış açısı, “mikrop = düşman” şeklindeki çok basit düşünceden

biraz uzaklaşmamızı sağlar.

Antibiyotiklerde Asıl Mesele Nedir?

Antibiyotikler çok önemli ilaçlardır

Antibiyotiklerin bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde çok önemli bir yeri vardır.

Dolayısıyla konu antibiyotiklere karşı olmak değildir.

Asıl konu, gereksiz veya yanlış antibiyotik kullanımından kaçınmaktır.

Çünkü antibiyotikler yalnızca hedeflenen bakteriler üzerinde değil,

duyarlı başka bakteriler üzerinde de etkili olabilir.

Bunun yanında gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımı,

antibiyotik direncinin gelişmesine katkıda bulunur.

WHO, antimikrobiyal ilaçların gereksiz ve

yanlış kullanımının direnç gelişiminin

başlıca itici güçlerinden biri olduğunu belirtiyor.

Bu nedenle doğru soru:

“Antibiyotik kullanmayayım mı?”

değil.

Daha doğru soru:

“Bu antibiyotiğe gerçekten ihtiyacım var mı ve bu tedavi tıbben uygun mu?”

olmalıdır.

Antibiyotikler doktor önerisi olmadan başlanmamalı veya

başkasına ait ilaçlar kullanılmamalıdır.

Sağlıkta “Sıfırlama” Yanılgısı

Burada daha büyük bir zihinsel alışkanlıkla karşılaşıyoruz.

Sağlıklı olmayı bazen “zararlı olan her şeyi sıfırlamak” şeklinde düşünüyoruz.

Mikrop sıfır olsun.

Asit sıfır olsun.

Ağrı sıfır olsun.

Şeker sıfır olsun.

Kolesterol sıfır olsun.

İltihap sıfır olsun.

Fakat insan bedeni bir bilgisayar değildir.

Her şeyi sıfırlayarak sağlıklı hale gelmez.

Beden bir sistemdir

Bedenin birçok işlevi belirli düzeylerde ve birbirleriyle ilişkili olarak çalışır.

Örneğin bağışıklık sisteminin hiç çalışmaması sağlık değildir.

İltihabın hiçbir zaman oluşmaması da sağlık tanımı değildir.

Benzer şekilde vücudumuzdaki mikroorganizmaların

tamamının ortadan kaldırılması da genel olarak sağlıklı yaşamın hedefi değildir.

Burada önemli olan işlev, denge ve bağlamdır.

Bu nedenle sağlıkla ilgili bir öneriyi değerlendirirken

tek bir soruya takılıp kalmamak gerekir.

Sağlıkta Bazen “Daha Fazla” Değil, “Daha Doğru” Gerekir

anlamında anlamlı olabilir.

Fakat daha fazla her zaman daha iyi değildir.

WHO da sağlıklı yaşam yaklaşımında yeterlilik, denge, ölçülülük ve çeşitliliği temel ilkeler arasında sayıyor.

Dolayısıyla sağlıkta bazen ihtiyacımız olan şey yeni bir “yasaklar listesi” değil.

Daha iyi düşünme alışkanlığıdır. Esenlik Merkezi 2040 Türkiye’ sinde Nasıl Değişecek?

Sağlık Kararlarında Beş Soru

Bir sağlık uygulaması, ürün veya tedavi hakkında düşünürken

kendimize şu beş soruyu sorabiliriz:

1. Neyi azaltıyor?

Gerçekten hangi değeri, belirtiyi veya riski azaltıyor?

2. Neyi koruyor?

Bedenin hangi işlevinin korunmasına yardımcı oluyor?

3. Başka neyi değiştiriyor?

Vücudun başka bir sistemi bu değişiklikten etkilenebilir mi?

4. Ne kadar süreyle uygulanıyor?

Kısa süreli bir müdahale ile uzun süreli kullanım aynı şekilde değerlendirilmemeli.

5. Gerçekten gerekli mi?

Her sağlık uygulaması herkes için gerekli değildir.

Bu sorular özellikle internetten sağlık bilgisi tükettiğimiz

günümüzde önem kazanıyor.

Çünkü sosyal medyada bir şeyin “doğal”, “temiz”, “detoks”,

“sıfırlayıcı” veya “mucize” olarak anlatılması

onun herkes için gerekli veya güvenli olduğu anlamına gelmez.

Sağlıkta Tek Bir Sebep Aramak da Yanıltıcı Olabilir

Bu yazının daha geniş bir tarafı da burada ortaya çıkıyor.

İnsan bedeni tek bir nedenden oluşan bir denklem değil.

Sağlığı; genetik özellikler, yaş, çevre, beslenme,

fiziksel aktivite, uyku, sosyal koşullar, ekonomik durum,

sağlık hizmetlerine erişim ve başka birçok faktör birlikte etkileyebilir.

WHO da sağlığın sosyal ve ekonomik çevre, fiziksel çevre,

bireysel özellikler ve davranışlar gibi birçok belirleyicinin

etkileşimiyle şekillendiğini vurguluyor.

Bu nedenle:

“Şu hastalığın tek nedeni budur.”

gibi cümlelere karşı biraz temkinli olmak gerekir.

Aynı şekilde:

“Bunu hayatından çıkarırsan bütün sorunların çözülür.”

iddiası da çoğu zaman fazla basittir.

Sağlıkta tek bir düğmeye basarak bütün sistemi

değiştirmek her zaman mümkün değildir

Yağmurdan Kaçarken Doluya Tutulmamak

Sağlıkta olgunluk belki de tam burada başlıyor.

Bir şeyi kötü ilan edip tamamen ortadan kaldırmaya

çalışmak yerine, önce onun sistem içindeki görevini anlamaya çalışmak.

Bir mikroorganizma gördüğümüzde:

“Bu nedir?”

diye sormak.

Mide asidinden rahatsız olduğumuzda:

“Bu asit neden var?”

diye düşünmek.

Bir antibiyotik kullanmamız gerektiğinde:

“Gerçekten gerekli mi?”

sorusunu sormak.

Hijyen konusunda:

“Ne kadar temiz?”

sorusunun yanında:

“Neyi koruyorum?”

sorusunu da düşünmek.

İşte sağlıkta bütünsel bakış biraz da budur.

Çünkü bazen bir problemi ortadan kaldırmaya çalışırken başka bir dengeyi bozabiliriz.

Yağmurdan kaçarken doluya tutulabiliriz.

Sağlık Her Şeyi Yok Etmek Değildir

Belki de sağlıkla ilgili sorularımızı biraz değiştirmemiz gerekiyor.

“Bunu nasıl tamamen yok ederim?” yerine:

“Bedenimde bunun görevi ne?”

“Bunu nasıl azaltırım?” yerine:

“Azaltırken neyi kaybedebilirim?”

“Bunu hayatımdan tamamen çıkarayım mı?” yerine:

“Bunun benim için gerçekten gerekli olup olmadığını nasıl anlayabilirim?”

Ve belki de en önemlisi:

“Sorunu çözerken başka bir sorun oluşturuyor muyum?”

Bu sorular bize daha dikkatli bir sağlık anlayışı kazandırabilir.

Çünkü sağlıklı yaşam yalnızca hastalıkları ortadan kaldırmaya çalışmak değildir.

Bazen sağlık;

neyin gerçekten zararlı olduğunu ayırt edebilmek,

neyin korunması gerektiğini bilmek,

gerektiğinde doğru müdahaleyi yapmak

ve bütün bunları yaparken bedenin karmaşık dengesini göz önünde bulundurmaktır.

Son söz

Sağlıkta amaç her şeyi sıfırlamak değil.

Amaç, neyi azaltacağımızı, neyi koruyacağımızı ve

ne zaman müdahale etmemiz gerektiğini daha iyi anlayabilmek.

Belki de sağlıklı yaşamın en önemli becerilerinden biri budur:

Her kötü gördüğümüz şeyi yok etmeye çalışmadan önce,

onun sistemdeki yerini anlamak.

Çünkü bazen sağlık, daha fazla müdahalede değil;

daha doğru dengeyi kurabilmektedir.

Doç. Dr. Nuri Haksever

İnsan yaş alırken genç ve dinamik kalabilir mi? Ve şeker hastalığının neden gerçek bir tedavisi yok?Bu iki soru, meslek hayatımın yönünü belirledi.İlkokul yıllarında doktor olmaya karar verdim; Hedefim netti: İstanbul Tıp Fakültesi. Yüksek dereceyle başladım ve 97,5 ortalama ile mezun oldum. Dahiliye ve ardından Endokrinoloji ve Metabolizma uzmanlığımı tamamladım.Ancak benim için asıl soru şuydu: İnsan yaş alırken genç ve dinamik kalabilir mi? Ve şeker hastalığının neden gerçek bir tedavisi yok?Bu sorular beni yalnızca klasik tıp pratiğiyle yetinmemeye yöneltti. 1990’lardan itibaren fonksiyonel, bütüncül ve metabolik temelli yaklaşımları klinik pratiğime entegre ettim. 30 yılı aşkın süredir metabolik sağlık, insülin direnci, diyabet, uzun yaşam ve sağlıklı yaş alma üzerine çalışıyorum.Profesyonel Başarılar ve Kariyerim: • 1988: Türkiye’de ilk Sea Blue Histiositozis tanısı • 1990: MD Anderson Cancer Center – interferon tedavi eğitimi • 1992: Dahiliye uzmanlığı • 1993: Magnezyum kullanımı • 1994: Yüksek doz Omega 3 kullanımı • 1995: Endokrinoloji ve Metabolizma uzmanlığı • 1996: Doçentlik, USA Anti-Aging eğitimi ve Fonksiyonel Tıp • 1998: Antioksidan kullanımı • 1999: Probiyotik kullanımı • 2003: Nitrik oksit kullanımı ve Bütünsel Tıp • 2006: Manyetik alan eğitimi • 2007: Frekans terapileri eğitimi • 2007–2010: Beslenmenin Kırmızı Kitabı serisi basımı • 2015–2021: Diğer kitaplar: Şimdi Uyanma Zamanı, Daha Genç, Daha Zengin, Daha Mutlu, Sağlıktan Tekabüle • Üniversitelerde öğretim üyeliği ve hastanelerde üst düzey yöneticilik • TV ve radyo programları, sağlık söyleşileriBugün amacım yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil; Sağlık bilinci oluşturmak. Çünkü sağlık yalnızca bir sonuç değildir. Bir kültürdür. Bir zihin yapısıdır.

İlgili Yazılar

Sağlıklı Yaşlanma: Emeksiz Yemek Mümkün mü?

Her şeyden önce sağlıklı yaşlanma için insanın en büyük özelliği veya en büyük zaafı nedir diye sorsalar, benim cevabım çok net olurdu: Emeksiz yemek. Aslında bu söz yalnızca yemekle ilgili…

Sağlıklı Su: İçtiğimiz ve Kullandığımız Su Aynı mı?

Her şeyden önce sağlıklı su, yalnızca susadığımızda bardağa doldurduğumuz su değildir. 2006 yılından beri sağlıklı suyun ne olduğunu anlatmaya gayret ediyorum. Yıllar içinde farklı toplantılarda, televizyon programlarında ve bireysel görüşmelerde…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.