Sağlıklı Su: İçtiğimiz ve Kullandığımız Su Aynı mı?

Her şeyden önce sağlıklı su, yalnızca susadığımızda bardağa doldurduğumuz su değildir.

2006 yılından beri sağlıklı suyun ne olduğunu anlatmaya gayret ediyorum.

Yıllar içinde farklı toplantılarda, televizyon programlarında

ve bireysel görüşmelerde bu konuyu gündeme getirdim.

Zaman içinde ise önemli bir ayrıntıyı fark ettim.

İnsanların önemli bir bölümü “sağlıklı su”

denildiğinde yalnızca içtiği suyu düşünüyor.

Oysa su hayatımızın her yerinde. Ev Tipi Su Arıtma Cihazı

Sabah yüzümüzü yıkıyoruz.
Dişlerimizi fırçalıyoruz. Florür ve Diş Macunumuz
Duş alıyoruz.
Yemek yapıyoruz. Zeytinyağlı Yemekler ve Faydası
Sebze ve meyveleri yıkıyoruz.Sağlıklı Yaşam Alışkanlıkları

Çay ve kahve hazırlıyoruz. Kahve Çekirdeği ve İklim Değişikliği

Yani suyla yalnızca midemiz değil, günlük hayatımızın

pek çok noktası temas ediyor.

Bu nedenle suyu değerlendirirken yalnızca:

“Ben hangi suyu içiyorum?”

diye sormak yerine biraz daha geniş düşünmek gerekiyor.

“Ben hayatımda hangi suyu kullanıyorum?”

Bence asıl soru burada başlıyor.

Sağlıklı Su Sadece İçtiğimiz Su mudur?

Bir ev düşünelim.

Aile içmek için damacana suyu veya arıtılmış su kullanıyor.

Ancak yemek yaparken çeşme suyu kullanıyor.

Sebze ve meyveler çeşme suyuyla yıkanıyor.

Çay ve kahve çeşme suyuyla hazırlanıyor.

Dişler çeşme suyuyla fırçalanıyor.

Burada önemli bir ayrım ortaya çıkıyor.

İçme suyu ile yemek hazırlama ve gıda yıkama gibi kullanımlar

arasında sağlık açısından doğrudan bir ilişki vardır.

WHO da güvenli suyun içmenin yanı sıra yemek hazırlama https://www.who.int/news/item/18-06-2026-who-unveils-third-addendum-to-guidelines-for-drinking-water-quality?utm_source=chatgpt.com

ve pişirme gibi amaçlarla kullanılmasının önemini vurguluyor.

Dolayısıyla suyu yalnızca “içilen sıvı” olarak görmek eksik kalabilir.

Su hayatımızın her yerinde

Sağlıklı Su Sadece İçtiğimiz Su mudur
Sağlıklı Su Sadece İçtiğimiz Su mudur

Su;

  • içme,
  • yemek hazırlama,
  • pişirme,
  • sebze ve meyve yıkama,
  • kişisel temizlik

gibi çok farklı alanlarda karşımıza çıkıyor.

Fakat burada bir başka önemli nokta var:

Her kullanım için aynı arıtma yöntemi otomatik olarak gerekli değildir.

Önemli olan önce suyun niteliğini bilmek, ardından kullanım

amacına uygun bir çözüm seçmektir.

Bu ayrım, gereksiz harcamaların da önüne geçebilir.

Arıtma Cihazı Suyu Otomatik Olarak Sağlıklı Yapar mı?

Evine su arıtma cihazı taktıran insanların bir bölümü şu düşünceye kapılabiliyor:

“Artık su problemim çözüldü.”

Oysa bir arıtma cihazının eve takılmış olması tek başına yeterli değildir.

Çünkü farklı arıtma teknolojileri farklı maddeleri ve

mikroorganizmaları farklı ölçülerde uzaklaştırır.

CDC de ev tipi su arıtma sistemlerinin aynı işi yapmadığını; https://www.cdc.gov/drinking-water/about/about-home-water-treatment-systems.html?utm_source=chatgpt.com

Filtrasyon, ters ozmoz ve ultraviyole gibi sistemlerin farklı

kirleticilere yönelik farklı özelliklere sahip olduğunu belirtiyor.

Bu nedenle öncelikle sudaki sorunun bilinmesi ve

seçilen sistemin o soruna uygun olması gerekiyor.

Cihazdan önce suyu tanımak gerekir

Bir arıtma sistemi seçmeden önce şu soruların sorulması daha doğru olur:

  • Suyun kaynağı nedir?
  • Suyun mevcut analiz sonuçları nelerdir?
  • Hangi maddeler azaltılmak isteniyor?
  • Mikrobiyolojik bir risk var mı?
  • Suyun sertliği nasıl?
  • Klor veya tat-koku problemi var mı?
  • Kullanılan sistem hangi maddeleri gerçekten uzaklaştırıyor?
  • Filtrelerin değişim süresi nedir?
  • Sistem nasıl temizleniyor ve bakımı nasıl yapılıyor?

Bunların cevabı bilinmeden yalnızca cihazın üzerinde yazan

“arıtılmış su” ifadesine güvenmek doğru olmayabilir.

“Arıtılmış Su” ile “Sağlıklı Su” Aynı Şey Değildir

Bence bu yazının en önemli noktalarından biri burada.

Arıtma bir işlemdir.

Sağlıklı ve güvenli su ise daha geniş bir kavramdır.

Bir sistem sudan belirli maddeleri uzaklaştırabilir.

Ancak bu, suyun bütün özelliklerinin otomatik olarak

ideal hale geldiği anlamına gelmez.

Örneğin bazı filtreler tat ve kokuyu iyileştirirken,

bazı sistemler belirli kimyasalları veya mikroorganizmaları azaltabilir.

CDC, filtrelerin iyi ve istenmeyen bazı maddeleri

birlikte uzaklaştırabileceğini ve hangi maddelerin

giderildiğinin ürünün özelliklerine bağlı olduğunu özellikle belirtiyor.

Bu nedenle:

“Filtre var mı?”

sorusu tek başına yeterli değildir.

Daha doğru soru:

“Bu filtre neyi, ne ölçüde ve hangi koşullarda uzaklaştırıyor?”

olmalıdır.

Ters Ozmoz: Her Şeyi Tutmak Çözüm mü?

Ters ozmoz sistemleri son yıllarda evlerde oldukça sık karşımıza çıkıyor.

Bu sistemlerde su, yarı geçirgen bir membran üzerinden basınçla geçirilir.

Gözenek boyutu çok küçük olduğu için ters ozmoz

bazı mikroorganizmaların yanı sıra çeşitli çözünmüş maddelerin

azaltılmasında da kullanılabilir. CDC, ters ozmoz

sistemlerinin bazı kimyasalların yanı sıra bakteri,

virüs ve parazitlerin giderilmesinde kullanılabildiğini;

Ancak hangi maddelerin ne ölçüde azaltıldığının sisteme göre değiştiğini belirtiyor.

Ancak burada da önemli bir soru var:

Suyun içindeki neyi azaltmak istiyoruz?

Çünkü ters ozmoz yalnızca istenmeyen maddeleri değil,

bazı mineralleri de azaltabilir.

CDC; kalsiyum, magnezyum, potasyum ve benzeri Kalsiyum Eksikliği veya Fazlalığı

bazı minerallerin de ters ozmozla azaltılabileceğini belirtiyor.

Bu nedenle “mineralleri tamamen tutan” veya Magnezyum Desteğine İhtiyacınız Var mı

“her şeyi yok eden” bir sistem aramak yerine,

suyun analizine ve kullanım amacına uygun bir sistem

seçmek daha doğru bir yaklaşım.

Membran Kadar Bakım da Önemli

İyi tasarlanmış bir sistem bile bakım yapılmadığında

beklenen performansı göstermeyebilir.

Filtrelerin kullanım süresi dolabilir.

Sağlıklı Su ve Filtre Cihazı Kullanmak
Sağlıklı Su ve Filtre Cihazı Kullanmak

Membran performansı zaman içinde değişebilir.

Sistemin parçaları kirlenebilir.

Depolama tankı veya bağlantılar uygun şekilde temizlenmeyebilir.

Bu nedenle bir su arıtma cihazı satın alırken yalnızca

ilk günkü performansa bakmamak gerekir.

Beş yıl sonra nasıl çalışacak?

Asıl sorulardan biri de budur.

Filtre değişimi ne kadar kolay?

Bakım maliyeti nedir?

Yetkili servis var mı?

Üretici hangi değişim aralıklarını öneriyor?

Sistemin performansı nasıl kontrol ediliyor?

Bunlar da satın alma kararının bir parçası olmalıdır.

NSF’nin su arıtma standartları da farklı sistemlerin https://www.nsf.org/consumer-resources/articles/standards-water-treatment-systems?utm_source=chatgpt.com

farklı amaçlara yönelik performans kriterlerini ele alıyor;

Örneğin NSF/ANSI 53 bazı sağlık etkisi bulunan kirleticilerin

azaltılması, NSF/ANSI 55 UV sistemleri ve

NSF/ANSI 58 ters ozmoz sistemleri için kullanılıyor.

Aktif Karbon Filtreler Ne İşe Yarar?

Aktif karbon da ev tipi su sistemlerinde sık kullanılan teknolojilerden biridir.

Özellikle tat ve koku üzerinde etkili olabilir.

Ancak burada da “karbon filtre her şeyi temizler” düşüncesi doğru değildir.

Karbonun türü, filtrenin tasarımı, suyun karbonla

temas süresi ve sistemin teknik özellikleri önemlidir.

CDC, aktif karbon filtrelerin özellikle tat ve

koku iyileştirmesinde kullanılabildiğini;

Farklı filtrelerin farklı kirleticileri uzaklaştırdığını belirtiyor.

Bu nedenle yalnızca:

“Karbon filtre var.”

demek yeterli değildir.

Şunu sormak gerekir:

“Hangi karbon, hangi sistemde ve hangi kirleticiyi azaltmak için kullanılıyor?”

UV Teknolojisi Neden Gündeme Geliyor?

Ultraviyole sistemleri özellikle mikrobiyolojik kontrol açısından

kullanılan teknolojilerden biridir.

UV ışığı, uygun şekilde tasarlanmış sistemlerde sudaki

bazı mikroorganizmaları etkisiz hale getirmeye yardımcı olabilir.

Ancak UV’nin de sınırları vardır.

Örneğin CDC, UV sistemlerinin mikroorganizmaların

kontrolünde kullanılabildiğini; fakat kimyasal kirleticileri gidermediğini belirtiyor.

Ayrıca ön filtrasyonla birlikte kullanılan UV sistemlerinin

daha etkili olabileceğini ifade ediyor.

Bu nedenle:

Filtrasyon + UV

gibi çok aşamalı sistemler bazı kullanım senaryolarında anlamlı olabilir.

Fakat burada da sistemin gerçekten hangi standardı karşıladığına ve hangi kirleticiler için test edildiğine bakmak gerekir.

Peki Suyu Kaynatmak Yeterli mi?

Kaynatma, su güvenliğinde uzun yıllardır kullanılan basit ve etkili yöntemlerden biridir.

Özellikle mikrobiyolojik risk söz konusu olduğunda

kaynatma önemli bir yöntem olabilir.

WHO, suyun kaynatılmasının hastalık yapıcı birçok

mikroorganizmayı etkisiz hale getirebildiğini belirtiyor.

Ancak kaynatmanın suyu bütün kimyasal kirleticilerden

arındıran bir yöntem olmadığını da göz önünde bulundurmak gerekir.

Yani:

“Suyu kaynattım, artık her açıdan sağlıklı.”

demek doğru değildir.

Kaynatma ile mikrobiyolojik risklerden bazıları azaltılabilir.

Fakat sudaki kimyasal maddeler veya diğer bazı kirleticiler

için farklı yöntemler gerekebilir.

Dolayısıyla yine aynı noktaya geliyoruz:

Önce sorunu bilmek, sonra yöntemi seçmek

Suya da Bütüncül Bakmak Gerekiyor

Benim sağlık anlayışımın temelinde de bu var.

Bir şeyi yalnızca tek bir noktadan değerlendirmemek.

Beslenmeyi sadece kalori üzerinden değerlendirmiyoruz.

Hareketi yalnızca kilo vermek için düşünmüyoruz.

Uykuyu sadece “kaç saat uyudum?” diye değerlendirmiyoruz.

Aynı şekilde suyu da yalnızca:

“İçiliyor mu, içilmiyor mu?”

diye değerlendirmemeliyiz.

Su için beş soru

Bir suyu değerlendirirken bence şu beş soru çok önemli:

1. Kaynağı nedir?

Suyun nereden geldiğini bilmek gerekir.

2. İçeriği nedir?

Mümkünse analiz sonuçlarına bakılmalıdır.

3. Nasıl arıtılıyor?

Kullanılan teknoloji bilinmelidir.

4. Nasıl saklanıyor?

Arıtılan suyun depolanma koşulları da önemlidir.

5. Sistem nasıl bakımdan geçiyor?

Filtre ve membranların zamanında değiştirilmesi gerekir.

İşte ancak bütün bunlara birlikte baktığımızda

su hakkında daha sağlıklı bir değerlendirme yapabiliriz.

İçtiğimiz Su ile Kullandığımız Su Aynı Olmalı mı?

Burada biraz dikkatli konuşmak gerekiyor.

İçme ve yemek hazırlama gibi doğrudan tüketimle ilişkili

kullanımlarda güvenli su kullanmak temel bir gerekliliktir.

WHO da güvenli suyun yemek hazırlama ve pişirme

dahil farklı ev içi kullanımlarda önem taşıdığını belirtiyor.

Ancak bütün evde aynı arıtma teknolojisini kullanmak her ev için zorunlu değildir.

Çünkü ihtiyaç;

  • suyun kaynağına,
  • yerel su kalitesine,
  • kullanım amacına,
  • mevcut risklere,
  • ekonomik koşullara

göre değişebilir.

Bu nedenle “her eve aynı cihaz” yaklaşımı yerine

“her eve ihtiyacına uygun sistem” yaklaşımı daha doğru olur.

Su Arıtma Cihazı Alırken Nelere Bakmalı?

Bir cihaz satın almayı düşünüyorsanız yalnızca marka

ve fiyat karşılaştırması yapmak yerine şu listeyi kullanabilirsiniz:

Su analizi

Öncelikle mevcut suyun özelliklerini mümkün olduğunca bilmek.

Filtrasyon teknolojisi

Aktif karbon mu?

Ultrafiltrasyon mu?

Ters ozmoz mu?

UV desteği var mı?

Birden fazla teknoloji birlikte mi kullanılıyor?

Sertifika ve performans

Cihazın hangi standartlara göre test edildiğine bakmak.

NSF de tüketicilere, bir filtrenin hangi maddeleri

azaltmak üzere sertifikalandırıldığını kontrol etmelerini öneriyor.

Bakım

Filtreler ne sıklıkta değişiyor?

Membran ne kadar süre kullanılıyor?

Yedek parçaların maliyeti nedir?

Sistem hijyeni

Tank, bağlantılar ve filtre yuvaları nasıl temizleniyor?

Kullanım maliyeti

Sadece cihazın satın alma fiyatını değil,

yıllık filtre ve bakım maliyetlerini de hesaba katmak gerekiyor.

“En İyi Su Arıtma Cihazı” Diye Bir Şey Var mı?

Bence bu sorunun tek bir cevabı yok.

Çünkü en iyi cihaz, herkes için aynı cihaz olmayabilir.

Bir evde temel sorun tat ve koku olabilir.

Başka bir evde belirli bir kimyasal kirletici olabilir.

Başka bir yerde mikrobiyolojik risk öne çıkabilir.

Bazı evlerde ise güvenli şebeke suyu zaten yeterli olabilir

ve ek bir arıtma sistemine ihtiyaç duyulmayabilir.

CDC de suyun zararlı kimyasallar veya mikroorganizmalar

içermediği durumlarda ev tipi arıtma cihazına ihtiyaç olmayabileceğini belirtiyor.

Bu nedenle cihaz seçimine:

“Hangi marka daha iyi?”

sorusuyla değil,

“Benim suyumda hangi probleme çözüm gerekiyor?”

sorusuyla başlamak daha doğru.

Sonuç: Suyu da Sağlığın Bir Parçası Olarak Düşünelim

2006’dan beri bu konu üzerinde düşünürken vardığım temel nokta şu:

Su yalnızca içtiğimiz bir sıvı değildir.

Hayatımızın her gün temas ettiği temel unsurlardan biridir.

Bu nedenle kendimize sadece:

“Ben hangi suyu içiyorum?”

diye sormayalım.

Bir de:

“Ben hayatımda hangi suyu kullanıyorum?”

diye soralım.

Ancak bunu yaparken başka bir uç noktaya da gitmeyelim.

Her suyu tehlikeli görmek, her ev için pahalı bir sistem satın almak veya bir arıtma cihazının her problemi çözeceğini düşünmek de doğru yaklaşım değil.

Önce suyu tanımak.

Sonra ihtiyacı belirlemek.

Ardından uygun teknolojiyi seçmek.

Ve en önemlisi sistemi düzenli olarak bakımda tutmak.

Bence sağlıklı su anlayışının temelinde de bu var.

Sadece suyu arıtmak değil, suyu anlamak.

Çünkü sağlıkta olduğu gibi suda da tek bir çözüm yok.

Doğru soru şu:

“Bu suyun neye ihtiyacı var ve ben onu nasıl güvenli hale getirebilirim?”

Doç. Dr. Nuri Haksever

İnsan yaş alırken genç ve dinamik kalabilir mi? Ve şeker hastalığının neden gerçek bir tedavisi yok?Bu iki soru, meslek hayatımın yönünü belirledi.İlkokul yıllarında doktor olmaya karar verdim; Hedefim netti: İstanbul Tıp Fakültesi. Yüksek dereceyle başladım ve 97,5 ortalama ile mezun oldum. Dahiliye ve ardından Endokrinoloji ve Metabolizma uzmanlığımı tamamladım.Ancak benim için asıl soru şuydu: İnsan yaş alırken genç ve dinamik kalabilir mi? Ve şeker hastalığının neden gerçek bir tedavisi yok?Bu sorular beni yalnızca klasik tıp pratiğiyle yetinmemeye yöneltti. 1990’lardan itibaren fonksiyonel, bütüncül ve metabolik temelli yaklaşımları klinik pratiğime entegre ettim. 30 yılı aşkın süredir metabolik sağlık, insülin direnci, diyabet, uzun yaşam ve sağlıklı yaş alma üzerine çalışıyorum.Profesyonel Başarılar ve Kariyerim: • 1988: Türkiye’de ilk Sea Blue Histiositozis tanısı • 1990: MD Anderson Cancer Center – interferon tedavi eğitimi • 1992: Dahiliye uzmanlığı • 1993: Magnezyum kullanımı • 1994: Yüksek doz Omega 3 kullanımı • 1995: Endokrinoloji ve Metabolizma uzmanlığı • 1996: Doçentlik, USA Anti-Aging eğitimi ve Fonksiyonel Tıp • 1998: Antioksidan kullanımı • 1999: Probiyotik kullanımı • 2003: Nitrik oksit kullanımı ve Bütünsel Tıp • 2006: Manyetik alan eğitimi • 2007: Frekans terapileri eğitimi • 2007–2010: Beslenmenin Kırmızı Kitabı serisi basımı • 2015–2021: Diğer kitaplar: Şimdi Uyanma Zamanı, Daha Genç, Daha Zengin, Daha Mutlu, Sağlıktan Tekabüle • Üniversitelerde öğretim üyeliği ve hastanelerde üst düzey yöneticilik • TV ve radyo programları, sağlık söyleşileriBugün amacım yalnızca hastalıkları tedavi etmek değil; Sağlık bilinci oluşturmak. Çünkü sağlık yalnızca bir sonuç değildir. Bir kültürdür. Bir zihin yapısıdır.

İlgili Yazılar

Sağlıklı Yaşlanma: Emeksiz Yemek Mümkün mü?

Her şeyden önce sağlıklı yaşlanma için insanın en büyük özelliği veya en büyük zaafı nedir diye sorsalar, benim cevabım çok net olurdu: Emeksiz yemek. Aslında bu söz yalnızca yemekle ilgili…

Sağlıkta Denge: Her Kötü Gördüğümüz Şeyi Yok Etmeli miyiz?

Sağlık hakkında konuşurken çoğu zaman basit cevapları seviyoruz. Bir şey kötüyse yok edelim.Bir değer yüksekse düşürelim.Bir mikrop varsa öldürelim.Bir ağrı varsa susturalım.Bir asit varsa azaltalım. İlk bakışta mantıklı görünüyor. Sağlık…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.