
Bir insan kendi parasını harcarken oldukça dikkatli davranabilir.
Markette fiyatları karşılaştırır.
Bir ürünün gerçekten gerekli olup olmadığını düşünür.
Daha ucuz bir alternatif arar.
Hatta bazen birkaç liralık fark için bile uzun uzun hesap yapar.
Ama konu başkasının sağlığı olduğunda aynı dikkat her zaman gösterilmeyebilir.
“Bir şey olmaz.”
“Bence önemli değil.”
“Ben olsam doktora gitmezdim.”
“Bu kadarını da kafaya takma.”
Günlük hayatta bu cümleleri oldukça kolay kurabiliyoruz.
Oysa sağlık söz konusu olduğunda verdiğimiz bir tavsiyenin bedelini çoğu zaman biz ödemiyoruz.
Bir hekim olarak benim açımdan asıl düşündürücü olan da burada başlıyor.
Çünkü sağlık konusunda verilen her kararın arkasında bir insan,
bir yaşam ve bazen de geri dönüşü mümkün olmayan sonuçlar bulunabilir.
Kendi Paramız Söz Konusu Olduğunda Neden Daha Hesaplıyız?
Ekonomik kararlarımızda çoğumuz doğal olarak daha temkinliyiz.
Çünkü harcadığımız paranın bize ait olduğunu biliriz.
Bir telefon alırken özelliklerine bakarız.
Bir otomobil alırken yakıt tüketimini hesaplarız.
Bir ev kiralarken bütçemizi düşünürüz. Kiracı Hakları Nelerdir
Kısacası kararın sonucunu doğrudan kendimiz yaşayacağımız için
daha dikkatli davranırız.
Sağlıkta ise bazen farklı bir zihinsel mekanizma devreye girer.
Başkasının yaşadığı bir sağlık sorununu kendi deneyimlerimiz
üzerinden değerlendirmeye başlarız.
“Benim başıma gelmedi.”
“Bizim ailede böyle bir şey yok.”
“Ben de aynı şeyi yaşadım, hiçbir şey olmadı.”
Fakat tıp açısından kişisel deneyim ile tıbbi değerlendirme aynı şey değildir.
Bir kişinin yaşadığı olumlu ya da olumsuz deneyim,
başka bir kişinin sağlık durumunu açıklamak için tek başına yeterli değildir.
Başkasının Bedeni Sizin Bedeniniz Değildir
Bazen sağlık konusunda verdiğimiz tavsiyenin temelindeki hata tam olarak budur.
Kendi bedenimizden elde ettiğimiz deneyimi başkasının bedenine uygulamak.
Oysa her insanın yaşı, genetik özellikleri, yaşam tarzı,
kullandığı ilaçlar, geçmiş hastalıkları ve risk faktörleri farklıdır.

Örneğin yüksek tansiyon çoğu zaman belirgin bir belirti vermeden ilerleyebilir.
Bu nedenle kişinin kendisini iyi hissetmesi, Sağlık Kontrolü Hizmeti
tansiyonunun normal olduğu anlamına gelmez.
Dolayısıyla sağlıkta “Ben bir şey hissetmiyorum” cümlesi ile
“Her şey yolunda” cümlesi aynı anlama gelmez.
Bir Şey Olmaz Cümlesinin Bedeli
Bir şey olmaz günlük konuşmalarımızda masum görünen bir cümledir.
Fakat sağlık alanında bazen gereğinden fazla rahatlatıcı olabilir.
Bir insanın şikâyetini, tahlil sonucunu veya
doktor önerisini yalnızca kendi deneyimimizle değerlendirdiğimizde
önemli bir ayrıntıyı gözden kaçırabiliriz:
Biz o kişinin sağlık geçmişinin tamamını bilmiyoruz.
Bir laboratuvar sonucunun anlamı da yalnızca rakamdan ibaret değildir.
Yaş, mevcut hastalıklar, kullanılan ilaçlar, önceki sonuçlar,
fizik muayene ve kişinin genel durumu birlikte değerlendirilir.
Bu nedenle sağlık bilgisini yorumlamak,
internette görülen bir değeri başka bir kişinin
değeriyle karşılaştırmaktan çok daha karmaşık bir süreçtir.Genler Kader mi? Epigenetik ve Geleceğin Tıbbı
Sağlık Kararı Vermek ile Sağlık Hakkında Fikir Söylemek Aynı Şey Değildir
Bir arkadaşımız bize bir sağlık sorununu anlattığında ona destek olmak başka şeydir.
Onun yerine karar vermek başka.
“Geçmiş olsun, bunu doktorunla konuşman iyi olabilir.”
demek ile
“Hiçbir şey değil, doktora gitmene gerek yok.”
demek arasında önemli bir fark vardır.
İlk cümlede kişinin karar verme hakkına saygı vardır.
İkinci cümlede ise yeterli bilgiye sahip olmadan bir sağlık kararını yönlendirme riski bulunur.
Dünya Sağlık Örgütü de sağlık bilgisinin yalnızca edinilmesini değil;
Erişilmesini, anlaşılmasını, değerlendirilmesini ve
doğru biçimde kullanılmasını sağlık okuryazarlığının
önemli parçaları arasında değerlendiriyor. Sağlık Kontrolü Hizmeti
Doktorun Rolü Tavsiye Vermekten Daha Fazlasıdır
Bir hekimin görevi yalnızca hastaya “şunu yap” demek değildir.
Hastanın durumunu değerlendirmek, riskleri ortaya koymak,
seçenekleri açıklamak ve kişinin bilinçli bir karar verebilmesine
yardımcı olmak da sağlık hizmetinin önemli parçalarıdır.
Dünya Sağlık Örgütü, insanların sağlık bilgilerini kullanarak
hastalıkları anlamaya, tedavi seçeneklerini değerlendirmeye ve
ne zaman sağlık hizmetine başvuracaklarına ilişkin
kararlar vermeye çalıştığını belirtiyor.
Bu nedenle iyi sağlık iletişimi,
yalnızca bilgi aktarmak değil, doğru karar verme sürecini desteklemektir.
Sağlıkta Empati Neden Bu Kadar Önemli?
Bir insanın yaşadığı sağlık sorununu tam olarak anlayamayabiliriz.
Çünkü onun bedeninde değiliz.
Onun ağrısını, korkusunu, kaygısını veya belirsizliğini birebir yaşamıyoruz.
Ama anlamaya çalışabiliriz.
Benim hekim olarak sağlık iletişiminde önemsediğim cümlelerden biri şu olabilir:
“Senin yaşadığını tam olarak bilemem. Ama anlamaya çalışabilirim.”
Bu cümle sağlık konusunda önemli bir kapı açar.
Çünkü empati, kişinin yaşadığı problemi küçümsemeden dinlemeyi gerektirir.
Sağlık Okuryazarlığı Sadece Bilgi Sahibi Olmak Değildir
İnternette sağlık hakkında milyonlarca bilgi bulunuyor.
Fakat bilgiye ulaşmak ile doğru bilgiyi değerlendirmek aynı şey değil.
WHO’ya göre sağlık okuryazarlığı; bilgiye ulaşmanın
yanı sıra bilgiyi anlamayı, değerlendirmeyi ve
sağlık açısından uygun biçimde kullanabilmeyi de kapsıyor. https://www.globalcitizen.org/
Bu nedenle sağlık konusunda şu soruları sormak önemlidir:
- Bu bilgiyi kim söylüyor?
- Kaynağı nedir?
- Ne zaman yayımlandı?
- Bilimsel bir dayanağı var mı?
- Benim durumuma gerçekten uygulanabilir mi?
- Bu konuda doktorumun değerlendirmesi ne?
WHO da internette veya medyada karşılaşılan sağlık bilgilerinin kaynağının,
güncelliğinin ve uzmanlığının sorgulanmasını öneriyor.
Sağlıkta Hesap Yapmak Ne Anlama Geliyor?
Ekonomide hesap yapmak çoğu zaman kaynaklarımızı korumak anlamına gelir.
Sağlıkta hesap yapmak ise yalnızca para hesabı değildir.
Asıl hesap şudur:
Bu kararın kısa ve uzun vadede bana etkisi ne olabilir?
Bir sağlık sorununu ertelediğimizde ne kazanıyoruz?
Belki zaman.
Belki birkaç saatlik konfor.
Belki hastaneye gitme zahmetinden kurtuluyoruz.
Ama bunun karşılığında neyi riske atıyoruz?
Bunu bilmeden “Bir şey olmaz” demek kolaydır.
Sağlığın Maliyeti Sadece Para Değildir
Sağlık sorunlarının ekonomik bir boyutu elbette vardır.
Fakat sağlıkta maliyet yalnızca hastane veya ilaç masrafından ibaret değildir.
İş gücü kaybı, günlük yaşamın kısıtlanması, aile bireylerinin bakım yükü ve
yaşam kalitesindeki değişiklikler de önemlidir.
Özellikle kronik hastalıklarda korunma ve erken fark etme yaklaşımı büyük önem taşır.
CDC; tütün kullanımı, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik ve aşırı alkol kullanımını
birçok kronik hastalıkla ilişkili önemli risk faktörleri arasında sayıyor ve
koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekiyor.
Burada amaç insanları korkutmak değil.
Tam tersine, gereksiz korku ile gereksiz rahatlık arasındaki dengeyi kurabilmek.
Bedeli Kim Ödeyecek?
Bence sağlık konusunda kendimize sormamız gereken en önemli soru bu.
Bir başkasına:
“Boş ver.”
“Bir şey olmaz.”
“Ben olsam uğraşmazdım.”
derken gerçekten o kişinin yaşayacağı sonuçların sorumluluğunu almaya hazır mıyız?
Çünkü başkasının damarındaki plak bizim damarımızda değildir.
Onun kan şekeri bizim kan şekerimiz değildir.
Onun kullandığı ilaç bizim kullandığımız ilaç değildir.
Onun genetik yapısı, yaşam öyküsü ve hastalık geçmişi bizimkinden farklı olabilir.
Bu nedenle sağlık konusunda başkasına fikir verirken sınırlarımızı bilmek gerekir.
Bazen En Doğru Cümle “Bilmiyorum” Olabilir
Doktor olmak bile her sorunun cevabını bilmek anlamına gelmez.
Tıp sürekli gelişen bir bilim alanıdır.
Üstelik bir hastayı değerlendirmek, yalnızca bir bilgiye bakarak karar vermekten çok daha kapsamlıdır.
Bu nedenle sağlık konusunda bazen en dürüst cevap:
“Bunu değerlendirmek için bir hekime danışmak gerekir.”
olabilir.
Bu cümle bilgisizlik değil, sınırlarını bilmektir.
Ve sağlıkta sınırlarını bilmek önemli bir sorumluluktur.
Son Söz: Sağlıkta Çıkarcı Değil, Sorumlu Bir Zihin
Ekonomide kendi paramızı korurken gösterdiğimiz dikkati sağlığımız konusunda da göstermeliyiz.
Ancak burada “çıkarcı” olmak değil, sorumlu olmak gerekir.
Kendi sağlığımız söz konusu olduğunda riskleri anlamaya çalışmak…
Başkasının sağlığı söz konusu olduğunda ise onun yerine karar vermemek…
Bilmediğimiz konuda kesin konuşmamak…
İnternetten okuduğumuz bir bilgiyi kişisel tıbbi tavsiye gibi sunmamak…
Ve gerektiğinde profesyonel yardım almak…
Bunların hepsi sağlık okuryazarlığının ve sorumlu sağlık davranışının parçalarıdır.
Bir doktor olarak benim için mesele yalnızca hastalıkların tedavisi değil.
İnsanların sağlıkları hakkında daha doğru sorular sorabilmesi de önemli.
Çünkü bazen doğru soru, doğru cevaptan önce gelir.
Belki de sağlık konusunda kendimize ve başkalarına sormamız gereken en önemli soru şudur:
“Bu kararın bedelini kim ödeyecek?”
Eğer cevabı biz değilsek, başkasının sağlığı hakkında bu kadar kolay karar vermemeliyiz.


