Fransa Gerginliği.

50

Fransa gerginliği ile ilgili Prof. Dr Metin Kazancı’nın konu hakkındaki açıklamasını bilginize sunuyorum.

Fransa Gerginliği ve Prof. Dr. Metin Kazancı Hoca Açıklaması

Fransa bir Avrupa Birliği ülkesidir ve tüm Avrupa Birliği ülkelerinde düşünce ve ifade özgürlüğü serbesttir.

Değerli Dostlar;

Fransa gerginliği konusunu sizlere, bildiğiniz olayı farklı bir açıdan değerlendirmeye çalışacağım.

Fransa ile ilişkilerimizde din tartışması yüzünden de bir problem yaşamaya başladık.

Bizim yöneticilerimizin açıklama ve isteklerinden anlaşıldığı kadarıyla büyük bir yanılgı içindeyiz.

Fransa gerginliği konusunda büyük bir bilgi eksikliğimiz var. Empati Nedir?

Bunu ne üst düzey yöneticilerimiz ne de medya ne de garip halk biliyor.

Ben size bu sorunu kısaca bu yazıda aktarmak istiyor ve Fransa ile ilgili yorumlarımızı bir yeni eksene taşımamızı temenni ediyorum.

Ama bu arada devlet kuruluşlarının yanılmalarının ya da bilgisizliklerinin affedilir gibi olmadığını da belirtmek isterim.

 Değerli Arkadaşlar, Fransa’da BLASPHEMER denilen bir terim ve buna bağlı bir uygulama vardır.

Buna göre Fransız halkının herhangi bir dine karşı çıkmaya, onu eleştirmeye, onu reddetmeye hatta ve hatta yok saymaya, kötülemeye, küçümsemeye hakkı olduğu kabul edilmiştir.

Yani Fransa’da ahali bir dine karşı istediği eleştiriyi yapabilir.

Fransa’da dinleri aşağılamak yasalara aykırı değildir.

 Fransız yasaları bu konularda bir sınırlama getirmemiştir.

Dünya da 71 ülkede dine karşı hakaret cezai müeyyidelere bağlanmasına karşın Fransa’da bu durumu cezalandıran bir yasa yoktur.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi.

1789 İnsan Hakları Beyannamesinin 10 ve 11. Maddesi uyarınca Fransa’da bu konularda halka büyük bir özgürlük tanınmıştır.

Yani bizde düşünce açıklamasını büyük ölçüde sınırlayan, engelleyen “dini ve manevi değerleri aşağılamak” kuralı Fransa’da yoktur.

 Dolayısıyla buradan yaptığımız önemli bir yanlışlık ortaya çıkmaktadır.

Başka ülkeleri bizim anlayış ve kurallarımıza dayanarak eleştirmenin hiçbir geçerliliği yoktur.

Çünkü kimi ülkelerde Fransa’da olduğu gibi bizim sandığımızın aksi bir uygulama, bir pratik geçerlidir.

Bu pozitif durumu bizde birçok yönetici en üst düzey görevliler bilmiyorlar.

Zaten bu konuda merakları da yok gibidir.

İş olsun diye bir şeyler yapıldığı sanılır.

Özellikle yandaş medyanın köşe yazarları araştırmadan, bilmeden kopya mesajlarla olayı değerlendirmeye Fransa’yı eleştirip, Türkiye’yi haklı çıkarmaya çalışmaktalar.

Bir üst düzey yöneticimiz, Emile Zola’nın Musevi Subay Dreyfus ile ilgili olarak devletin yaptığı yanlışı eleştiren ve J’accuse (Suçluyorum)adlı bildiriyi, o olayla hiç ilgisi olmayan günümüzdeki olaya monte etmek istemiştir.

Dönemin cumhurbaşkanı Felix Faure ile Macron’un karşılaştıkları olayların birbiriyle hiçbir ilintisi yoktur.

 Eleştirebilmek için bir uygulamanın çok iyi bilinmesi gerekir.

Demek istiyorum ki Fransa’da tüm dinleri, inanışları eleştirip, aşağılamak, kötülemek, alay etmek bir özgürlük uygulaması olup bu haklar kişiye İnsan Hakları ve Vatandaşlık Beyannamesinin 10 ve 11. maddesince verilmiştir. https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler

 Buna Fransa’da aynen riayet edilir.

10 ve 11. Maddeler.

Madde 10:Hiç kimse, açıklanması yasalarla oluşturulan düzene zarar vermediği sürece inançları nedeniyle sorumlu tutulamaz.

Madde 11: Düşüncelerin ve inançların serbestçe açıklanması en değerli insan haklarından bir tanesidir.

Her bir yurttaş yasaların belirlediği durumlarda bu özgürlüklerin kötüye kullanımından sorumlu olmak şartı ile bu ifadelerini özgürce konuşabilir, yazabilir ve yayınlayabilir.

Çoğu Batı ülkesini biz kendimiz gibi sanıyoruz.

 Oysa batı özgürlüğü farklıdır ve bireye her alanda serbestlik bırakmıştır.

Biz bu durumu anlamada hatta tahayyül etmekte güçlük çekmekteyiz.

Gazetelerden ve medyadan gördüğüme göre hala bazı kurum ve kişiler Fransa’ya bu hatadan dönülmesi konusunda uyarıda bulunup “dinimize laf söyleme hakkın yok” demektedir.

Ülkemizdeki iktidara yakın gruplar, değerlendirme ve düşüncelerimizi dışarıya ihraç etmek istiyor, onların da bizim gibi düşünmelerini, hareket etmelerini bekliyor.

Bu olanaksızdır.

Batı İle Aramızdaki Farklılık.

Batıyla aramızda bu konularda çok fark vardır.

Charlie Hebdo yayın hayatında yalnızca Müslümanlar değil, Hristiyan ya da Musevi tüm kişilerin değerlerini eleştirmekte, küçümsemekte hatta hakaret etmektedir.

Bu arada gerek Fransa’daki resmi sitelerden, sosyal medyadan öğrendiğime göre birçok Türk derneği, onlarca gönüllü kuruluş Fransız hükümetine mesaj yollayıp dinle ilgili olumsuz yayın yapan bütün gazete ve dergilerin kapatılmasını ve bunları destekleyen Cumhurbaşkanı Macron’un cezalandırılmasını istemektedir.

Fransa gerginliği Aktörlerinden Macron.

Bu konuda çok büyük bir yanlış yapıldığını tekrar belirtmeliyim, yukarıda alıntıladığım İnsan Hakları Beyannamesi uyarınca bu tür açıklamalar Fransa’da serbesttir.

Soruşturulamaz, sorgulanamaz, suçlanamaz. Bu konuda 1959 ve 1999 yıllarında verilmiş iki Danıştay kararı da bu uygulamaya onay vermiştir.

Türkiye’de olur olmaz herkes, doğru dürüst araştırmadan, bilmeden tartışmalı olayları hükümet gözlüğü ile görmekte, yalan, yanlış değerlendirmeler yapmaktadır.

 Bu örnekte ne yazık ki önemli gazetelerin ve özellikle yandaş medyanın yazarları başroldedir.

Diyeceğim o dur ki sadece yönetimlerimiz değil, medyamız, halkımız Batı’dakilerden bilgi, bilime bakış ve olayları değerlendirme açısından çok farklı bir yerdedir.

Bu ülkemiz lehine bir durum değildir ve ülkemiz lehine yorumlanamaz.

Ne yazık ki olaylara bakış ve yaklaşım farkı giderek de büyümektedir.

Bu durumun Türkiye’nin geleceğini her açıdan olumsuz etkileyeceğini ve etkilemekte olduğunu belirterek konuyu sonlandırayım.

Kalın sağlıcakla.

1 Kasım 2020 Kemer

Metin Kazancı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close
KIRKINDAN SONRA © Copyright 2020. All rights reserved.
Close
× Bize yazabilirsiniz !